Odunizim bir yaşam tarzıdır. Kadını erkeği fark etmez herkes bir zaman sonra odun olur. Yada biz doğuştan odunuz ve yontularak duygusal, sinirli ve romantik bir hal almışta olabiliriz. Oymacılık diye bir sanat var sonuçta düz bir odundan sanatsal eserler çıkabiliyor.
İnsanların yüz ve vücut tipleri de odunun çeşitlerinden olabilir. Mesela uzun boylu sarışın bir kızı, sonbahar aylarında yaprakları sararmış bir kavak ağacına benzetebiliriz.
30.12.2013
26.12.2013
Doğru yörüngede miyiz?
Eskiden bu yana ne değişti de insanlar farklı şeylere önem vermeye başladı anlamış değilim, bir insana sadece insan olduğu için değer vermek gerekmez mi. İlla bir insan çok popüler yada çok mu yakışıklı olacak veya parası mı olmalı. Bunlar önemli mi, yoksa sadece insan olması duyguları ve düşünceleri olması mı önemli.
Ufak nedenlerde gereksiz birbirimizi kırıyoruz, ben istiyorum ki herkes birbirini sevsin herkesin ortak bir noktası vardır, o noktada buluşursak herkes mutlu olabilir. Mutluluğu hiç bir şey satın alamaz. Üzmeyelim birbirimizi..
Ufak nedenlerde gereksiz birbirimizi kırıyoruz, ben istiyorum ki herkes birbirini sevsin herkesin ortak bir noktası vardır, o noktada buluşursak herkes mutlu olabilir. Mutluluğu hiç bir şey satın alamaz. Üzmeyelim birbirimizi..
21.12.2013
Türkü Dinlemeyen Adam mı olurmuş
Uzun zamandır müzik paylaşmıyordum, bu gece türkülerden oluşan bir liste oluşturdum. Genelde listeyi oluştururken sonrasında bende dinlerim nasıl olmuş diye dinleyelim bakalım Turkish Folk müziklerini..
19.12.2013
Hepimiz iyi insanlarız aslında
Hayat hep yerinde duran bir yol, bizse o yoldan geçip giden yolcularız. Yani insan hayata bir sefer gelir onda da mutlu olmak ister. Peki mutlu olmak iyilikten geçmez mi. Herkes mutlu olunca insan da mutlu olmaz mı a dostlar...
Biz ezelden aslında iyi insanlarız kötülük içimizde yok, bizi kötülüğe iten nedenlerden biri iyilikten umudumuzu kesip kötü yollara yönelmek. Bambaşka bir insan olup, insanları üzmek mutsuz etmek. Evet kötü insan mutlu olabilir, ama diğer insanları mutsuz ederek.
Mutluluk bulaşıcıdır, ama bana göre mutsuzlukta bulaşıcıdır. Bir insanı mutsuz ederseniz bir çok insanı mutsuz edersiniz, yine aynı şekilde bir insanı mutlu ederseniz kendinizi de mutlu ederseniz.
Bu yazımda ki dip not; " İyilik yap, mutlu ol"
Biz ezelden aslında iyi insanlarız kötülük içimizde yok, bizi kötülüğe iten nedenlerden biri iyilikten umudumuzu kesip kötü yollara yönelmek. Bambaşka bir insan olup, insanları üzmek mutsuz etmek. Evet kötü insan mutlu olabilir, ama diğer insanları mutsuz ederek.
Mutluluk bulaşıcıdır, ama bana göre mutsuzlukta bulaşıcıdır. Bir insanı mutsuz ederseniz bir çok insanı mutsuz edersiniz, yine aynı şekilde bir insanı mutlu ederseniz kendinizi de mutlu ederseniz.
Bu yazımda ki dip not; " İyilik yap, mutlu ol"
6.12.2013
Huzur veren müzikler
Farklı müzikleri keşfetmeye devam ediyorum, bu sefer sizler için Enstumental şarkılardan oluşan, kitap okurken dinlenen müziklerden ve yalnız başınıza kaldığınızda dinleyebileceğiniz yalnızlık müziklerini topladım. Herkese iyi dinlemeler.
Bu terste bir işlik var başgan
Simit : 1.40 TL oldu
Çay : 1 TL ortalama,
İstenen çocuk sayısı : 3,
Aile ferdi sayısı : 5,
Ay : 30 gün,
Aile sadece simitle beslenirse : (5 kişi x 2.40 TL) x 3 öğün) x 30 gün = 1080 TL,
Asgari ücret (brüt) : 1021 TL
Ülkemi çok seviyorum lan.
Çay : 1 TL ortalama,
İstenen çocuk sayısı : 3,
Aile ferdi sayısı : 5,
Ay : 30 gün,
Aile sadece simitle beslenirse : (5 kişi x 2.40 TL) x 3 öğün) x 30 gün = 1080 TL,
Asgari ücret (brüt) : 1021 TL
Ülkemi çok seviyorum lan.
5.12.2013
Daha iyi yenil
Ne demiş Samuel Beckett "Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil." Masumiyet filminin sonunda keşfettim bu yazıyı 1997 yapımı olan filmden en sonunda böyle bir alıntı yapılması çok hoşuma gitti. Ama asıl sorun bunu uygulamakta, her şey hakkında bir söz vardır, ama uygulamadıktan sonra? Uygulayalım doğru yolu bulalım mutlu olalım.
4.12.2013
Zıt kardeşler
Teo ile Rıfat çok küçüklerken baba kurbanı olmuşlar. Babaları analarını evden kovduktan sonra Teo da anasıyla gitmiş gurbet ellere. Gel zaman git zaman Teonun istemeyerekte olsa babasını kardeşini ziyaret edesi tutmuş.
Memlekete gittiklerinde Rıfat tam bir ağır abi, camiada nam salmış ünlü bir kabadayı olmuş, ama Teo farklı kültürlerde yetiştiği için kulakta küpe, dilde pirsing ince ruhlu bir adam olmuştur. Rıfat karşısında abisini gördüğünde ilk başta kabullenememiş ama günler geçtikçe araları iyice sıkı fıkı olmaya başlamış. Bu durumdan ötürü Rıfata kimse bir şey diyemiyor korkuyormuş.
Bir gece Teonun başı sıkışmış, İstanbul sokaklarında içkiyi fazla kaçırmış it çakala bulaşmıştır. Üç kişinin arasında dayak yiyen Teonun yardımına kardeşi Rıfat yetişmiş hemen. İki kişiyi dövdükten sonra son kişiyi de Rıfat bıçaklayarak öldürmüş.
Polisler geldiğinde ise, suçu Teo üstüne almış 25 yıl hapis cezası almıştır. O geceden sonra pis işleri bırakan Rıfat, hayali olan çiçekçi dükkanını açmış artık hayat ona mis gibi kokmaktadır.
Bu hikayeye fark etmişsinizdir ki Yazı Tura filminden alıntılarla, doğaçlama yaparak filmin karakteri olan Hayalet (Rıfat)'in hayalini gerçekleştirmiş oldum. Artık rahat uyuyabilirim.
Memlekete gittiklerinde Rıfat tam bir ağır abi, camiada nam salmış ünlü bir kabadayı olmuş, ama Teo farklı kültürlerde yetiştiği için kulakta küpe, dilde pirsing ince ruhlu bir adam olmuştur. Rıfat karşısında abisini gördüğünde ilk başta kabullenememiş ama günler geçtikçe araları iyice sıkı fıkı olmaya başlamış. Bu durumdan ötürü Rıfata kimse bir şey diyemiyor korkuyormuş.
Bir gece Teonun başı sıkışmış, İstanbul sokaklarında içkiyi fazla kaçırmış it çakala bulaşmıştır. Üç kişinin arasında dayak yiyen Teonun yardımına kardeşi Rıfat yetişmiş hemen. İki kişiyi dövdükten sonra son kişiyi de Rıfat bıçaklayarak öldürmüş.
Polisler geldiğinde ise, suçu Teo üstüne almış 25 yıl hapis cezası almıştır. O geceden sonra pis işleri bırakan Rıfat, hayali olan çiçekçi dükkanını açmış artık hayat ona mis gibi kokmaktadır.
Bu hikayeye fark etmişsinizdir ki Yazı Tura filminden alıntılarla, doğaçlama yaparak filmin karakteri olan Hayalet (Rıfat)'in hayalini gerçekleştirmiş oldum. Artık rahat uyuyabilirim.
3.12.2013
Mızıkçı Melodiler
Mızıkayı ilk elime aldığımda galiba 5-6 yaşlarındaydım. Kırmızı ucuz ama tam bir sevdaydı benim mızıkam. Bir gün bir komşu çocuğu çok sevdi benim mızıkamı, evlerine giderken ağlayarak götürdü. Sonra getiririz dedilerse de bir daha gelmedi o mızıka. O günden bu yana mızıkanın yeri bambaşkadır benim gönlümde. Bu gece vizelerin yaklaşmasıyla mızıkayla birlikte derslere konstre oluyorum. Buyrununuz Mızıkçı Melodiler..
Oldu oldu, Olmadı Çay içeriz
Bu aralar ruh halim aynen bu şekilde. " Oldu oldu, Olmadı çay içeriz" Neden mi derseniz durup dururken bi düşündüm dedim ki, " abi gece yatıyoruz, sabaha çıkıp çıkmıyacağımız belli değil."
Hayat aslında çok kısa, bunu en çok yakınlarınızdan biri öldüğünde anlıyabiliyorsunuz. Mesela dün konuştuğunuz biri ertesi gün öldü diyelim. O zaman anlarsınız ki, hayat çok kısa. O yüzden ufak tefek şeyleri kafanıza takmayın, her zaman huzuru ve mutluluğu arayın, adam olun insan olun uleyyn.
30.11.2013
Kafamda Nargile Var
Kafaya koyduğunu yapan bir kişiliğimdir. Aynı zaman da kafama her şeyi koyabilirim. Hüsnü getir oğlum ordan Nargileyi gafama koycam, Abi türk kahvesi olur mu? Getir getir ne varsa topla gel. Kafam müsait şu aralar..
28.11.2013
Havalarda kapalı bu aralar
Havalarda kapalı bu aralar, tam camın önüne geçilip, tane tane yağan karı izleme vakti. Gök gürültüsünü dinleyip, yağmuru izleme zamanı işte. Bu havalarda çok yalnızlık çekiyoruz, o zaman kahvenizi, kitabınızı okumaya başlayın, şu şarkılarla birlikte.
27.11.2013
Romantik Genç Yine Ev Yaktı
Gençliğinin baharını yaşamak isteyen, daldan dala konup aşkı anlamaya çalışan bir genç olan Kamil, en sonuncu sevgilisiyle güzel bir akşam yemeği yemek için hazırlıklar yapmaya başlar.
Her kıza aynı menüyü hazırlayan Kamil, makarna ve salatayı hazırladıktan sonra her zaman ki takım elbisesini giyer. Kız arkadaşını gelmesine yakın, yere yol şeklinde karşılıklı olarak dizdiği mumları yakmaya başlar. Yolun sonunda ise masa, ortasında ise büyük bir çiçek vardır.
Öz güvenini yerine getirmek için kendine aldığı şaraptan 2-3 kadeh içtikten sonra hafiften mayhoş olan kafasıyla kız arkadaşını karşılar. Kız arkadaşı şaşkınlıklar içinde Kamil'in üzerine atlar ağzına ne geldiyse tüm sevgi sözcüklerini Kamil'e sıralar. Hemen yemeğe oturan çift höpürdeterek makarnayı yemeye başlarlar. Aynı zamanda da şaraptan da bolca içerler. Yine sarhoş olup gecenin sonunu getiremeyen çift, kafalarını yatağa koyduğu an uyurlar.
Mumların kendi kendini bitirmesiyle ateş ahşap parkeyi tutuşturur. İtfaiye erlerinin yangına müdahale etmesiyle Kamil ve sevgilisi yangından sağ olarak kurtulurlar. Yerel basın ve İtfaiye erleri arasından oldukça tanınan Kamil'in bu sefer ki açıklaması şöyle oldu; " Her şey aşk içindi, romantizme ateşle yaklaşmayın."
Her kıza aynı menüyü hazırlayan Kamil, makarna ve salatayı hazırladıktan sonra her zaman ki takım elbisesini giyer. Kız arkadaşını gelmesine yakın, yere yol şeklinde karşılıklı olarak dizdiği mumları yakmaya başlar. Yolun sonunda ise masa, ortasında ise büyük bir çiçek vardır.
Öz güvenini yerine getirmek için kendine aldığı şaraptan 2-3 kadeh içtikten sonra hafiften mayhoş olan kafasıyla kız arkadaşını karşılar. Kız arkadaşı şaşkınlıklar içinde Kamil'in üzerine atlar ağzına ne geldiyse tüm sevgi sözcüklerini Kamil'e sıralar. Hemen yemeğe oturan çift höpürdeterek makarnayı yemeye başlarlar. Aynı zamanda da şaraptan da bolca içerler. Yine sarhoş olup gecenin sonunu getiremeyen çift, kafalarını yatağa koyduğu an uyurlar.
Mumların kendi kendini bitirmesiyle ateş ahşap parkeyi tutuşturur. İtfaiye erlerinin yangına müdahale etmesiyle Kamil ve sevgilisi yangından sağ olarak kurtulurlar. Yerel basın ve İtfaiye erleri arasından oldukça tanınan Kamil'in bu sefer ki açıklaması şöyle oldu; " Her şey aşk içindi, romantizme ateşle yaklaşmayın."
26.11.2013
Dalaksız Davut
Davut yıllarca ayakkabıcılık yapmış, işçilikten emekli olmuştur. İki oğul sahibi Davut, oğullarının iyice büyümesiyle masrafları artmış emekli maaşı aileye yetmemektedir. Emeklilikten sonra köye yerleşen Davut, şeytana uyup karşı köyün ormanlığından odun kesip satmaya başlamış.
Köylülerin bundan haberi varmış ama iki odundan bir şey olmaz diye ses etmemişler. Zamanla Davut odunları sattıkça işi iyice büyültmüş. Artık haftada iki üç kere römorkla ormandan odun kesip satıyormuştu. Bu durum köylüyü sinirlendirmiş. Bir gün yine Davut oğluyla ormandan odun çalarken köylü toplanıp gelmiş odunla tüfekle.
Köylünün kendini döveceğini anlayan Davut, oğluyla beraber traktörüne atlayıp kaçmaya başlamış. Arkada köylü, önde Davut traktörle kaçarken köylülerden biri çekmiş çifteyi arkadan sallamış kurşunu Davuta doğru. Davut'un dalağına gelen kurşun sıyırıp geçmiş. Hemen evine gidip jandarmaya telefon açan Davut, hanımınında doktorları arayıp gelmesiyle hastaneye kaldırılmış.
Köylüyü sorguya çeken jandarmalar o dönemde hâla var olan falakaya yatırıp hepsini dövmüştür. Köylülerden biri sopanın verdiği acıyla konuşmuş köylülerden üç kişi hapishaneye girmiştir.
Davut'un hastanede uzun uğraşlar sonucunda dalağı alınmıştır. Köylülerden üç kişide altı ay hapise mahkum edilmiştir. Bu hikaye gerçek yaşanmış bir hikayedir. Bizzat köy kahvesinde dedelerimden duymuştum.
Köylülerin bundan haberi varmış ama iki odundan bir şey olmaz diye ses etmemişler. Zamanla Davut odunları sattıkça işi iyice büyültmüş. Artık haftada iki üç kere römorkla ormandan odun kesip satıyormuştu. Bu durum köylüyü sinirlendirmiş. Bir gün yine Davut oğluyla ormandan odun çalarken köylü toplanıp gelmiş odunla tüfekle.
Köylünün kendini döveceğini anlayan Davut, oğluyla beraber traktörüne atlayıp kaçmaya başlamış. Arkada köylü, önde Davut traktörle kaçarken köylülerden biri çekmiş çifteyi arkadan sallamış kurşunu Davuta doğru. Davut'un dalağına gelen kurşun sıyırıp geçmiş. Hemen evine gidip jandarmaya telefon açan Davut, hanımınında doktorları arayıp gelmesiyle hastaneye kaldırılmış.
Köylüyü sorguya çeken jandarmalar o dönemde hâla var olan falakaya yatırıp hepsini dövmüştür. Köylülerden biri sopanın verdiği acıyla konuşmuş köylülerden üç kişi hapishaneye girmiştir.
Davut'un hastanede uzun uğraşlar sonucunda dalağı alınmıştır. Köylülerden üç kişide altı ay hapise mahkum edilmiştir. Bu hikaye gerçek yaşanmış bir hikayedir. Bizzat köy kahvesinde dedelerimden duymuştum.
İğrenç Espiriler Serisi
- Kel nasıl çağırılır?
Heykel - ibo'nun sana selamı var?
Hangi ibo?
Haribo - sana ramazanın selamı var
aleyküm selam - ben sinekçe konuşuyordum soner arıca
- beni hasan aradı
hangi hasan
profiterol
23.11.2013
Eskimeyen hayat
Bu gece yine bi eskilere gidelim istedim. Her insan gibi bende eskiyi özlüyorum. Eskiden bu yana çok yıprandık dostlar, ama bir silkenelim kendimize gelelim. Hayatta herkese yetecek kadar mutluluk var.
Uzaktan iğneye iplik saplayan Filiz
Filiz üniversiteyi büyük umutlarla bitirmiş, sonunda da evde kalmış bir kızdır. En büyük hobileri arasında çay demleyerek, çekirdek çıtlatarak dizi izlemektir. Geri kalan zamanında ise her genç kız gibi kendini el işlerine, dantel ve oyalara vermiştir.
Annesinin gözlerinin iyi görmemesi sebebiyle, annesi her iğneye iplik saplanacağı zaman Filizden yardım ister, Filiz de buna hep sinir olurdu. Zamanla bu duruma alışan Filiz, artık el alışkanlığı haline gelen iğneye iplik saplama olayını daha da geliştirmiştir.
İğneyi dikey bir vaziyette bir yere saplayan Filiz, yaklaşık 10 santi metreden ipliği iğneden geçirmeyi başarmıştır. İşin sırrını " İpliği tükürükle değil, bol balgamla yalıyorum" diye iğrenç bir açıklamayla gün ışığına çıkaran Filiz, artık ev oturmalarının vazgeçilmez iplik saplayıcısı olmuştur.
Annesinin gözlerinin iyi görmemesi sebebiyle, annesi her iğneye iplik saplanacağı zaman Filizden yardım ister, Filiz de buna hep sinir olurdu. Zamanla bu duruma alışan Filiz, artık el alışkanlığı haline gelen iğneye iplik saplama olayını daha da geliştirmiştir.
İğneyi dikey bir vaziyette bir yere saplayan Filiz, yaklaşık 10 santi metreden ipliği iğneden geçirmeyi başarmıştır. İşin sırrını " İpliği tükürükle değil, bol balgamla yalıyorum" diye iğrenç bir açıklamayla gün ışığına çıkaran Filiz, artık ev oturmalarının vazgeçilmez iplik saplayıcısı olmuştur.
22.11.2013
Karadenize şarkılar
Karadenize aşığım diyorsanız, karadeniz şarkılarını dinlemek istiyorsanız, sizin için bir müzik listesi hazırladım buyrun dinleyelim o halde!
Robot Tahsin
Tahsin sabah erken saatte telefonunun alarmı ile uyandı. Her sabah okula gitmeden bir saat önce kalkar, kahvaltısını yapar öyle okula giderdi. Telefonundan neşeli bir müzik açtı ve mutfağa doğru yöneldi. Dolapta öğrenciliğinden ötürü biraz peynir, iki de yumurta vardı. Tavaya yağı döktükten sonra peynir ve yumurtayı tavaya koydu.
Tavada peynir ile yumurta pişerken, Tahsin bir yandan da telefonundan sosyal hesaplarına bakıyor, gün ile ilgili yeni twitler atıyordu. " Tavada iki yumurta, birazda peynir, Tahsin ne zaman elit kahvaltı yapacak? " O ara Tahsin twitter'a dalmışken, ocağın altı çok açık olduğundan yumurta ve peynir kömür karası olmuştu bile. Tahsin'in morali bozulmuş, aç kalmıştı. Biraz kuru ekmekle su içtikten sonra okul yoluna koyuldu.
Yolda yürürken bile gözlerini telefonundan ayırmayan Tahsin, adeta telefonun kölesi olmuştu. O ara dolmuşu da kaçırmış okula geç kaldı. İkinci derse giren Tahsin dersle ilgilenmiyor, sıra altından telefonunda internette gezinmeye devam ediyordu. Hocasının sürekli uyarmasına karşı aldırmadı bile, internet dersten daha cazip geliyordu. Son olarakta dersten de atılmıştı Tahsin.
Tahsinin okulda tek tük arkadaş çevresi vardı, o yüzden hep tenefüslerde yalnız otururdu, genel de konuşkan biri değildi. Ama sosyal hesaplarda orta derece bir popülerliği vardı. Hep bir merak duygusu içinde olan Tahsin, acaba kaç retweet aldım, kaç favori var diye hep merak ederdi. Merak duygusu buraya kadardı. Gerisi hep üşengeçlik ve hayattan zevk alamamaydı. Bu yüzden Tahsin'in yüzünü sadece telefona bakarken görebilirsiniz. Hayatta hep mutsuzdur.
Acaba diyorum Tahsin gibi kaç kişi var bu hayatta. Teknoloji bağımlısı sorarım dostlar. Telefonsuz, bilgisayarsız, internetsiz bir hayat düşünün. Kendinizi köle yapmayın. Her şeyi gerektiği kadar kullanın derim.
Tavada peynir ile yumurta pişerken, Tahsin bir yandan da telefonundan sosyal hesaplarına bakıyor, gün ile ilgili yeni twitler atıyordu. " Tavada iki yumurta, birazda peynir, Tahsin ne zaman elit kahvaltı yapacak? " O ara Tahsin twitter'a dalmışken, ocağın altı çok açık olduğundan yumurta ve peynir kömür karası olmuştu bile. Tahsin'in morali bozulmuş, aç kalmıştı. Biraz kuru ekmekle su içtikten sonra okul yoluna koyuldu.
Yolda yürürken bile gözlerini telefonundan ayırmayan Tahsin, adeta telefonun kölesi olmuştu. O ara dolmuşu da kaçırmış okula geç kaldı. İkinci derse giren Tahsin dersle ilgilenmiyor, sıra altından telefonunda internette gezinmeye devam ediyordu. Hocasının sürekli uyarmasına karşı aldırmadı bile, internet dersten daha cazip geliyordu. Son olarakta dersten de atılmıştı Tahsin.
Tahsinin okulda tek tük arkadaş çevresi vardı, o yüzden hep tenefüslerde yalnız otururdu, genel de konuşkan biri değildi. Ama sosyal hesaplarda orta derece bir popülerliği vardı. Hep bir merak duygusu içinde olan Tahsin, acaba kaç retweet aldım, kaç favori var diye hep merak ederdi. Merak duygusu buraya kadardı. Gerisi hep üşengeçlik ve hayattan zevk alamamaydı. Bu yüzden Tahsin'in yüzünü sadece telefona bakarken görebilirsiniz. Hayatta hep mutsuzdur.
Acaba diyorum Tahsin gibi kaç kişi var bu hayatta. Teknoloji bağımlısı sorarım dostlar. Telefonsuz, bilgisayarsız, internetsiz bir hayat düşünün. Kendinizi köle yapmayın. Her şeyi gerektiği kadar kullanın derim.
21.11.2013
Eski hayata şarkılar
Hep mi eskiyi özler insan, hep mi eskiye dönmek ister. Zamanı geri getirmek. Neden diye sorarım size a dostlar neden eskiler, eskiden çok mu mutluyduk biz, yoksa eskiden daha mı küçüktük. Büyüdükçe mi mutsuz oluyoruz. Galiba bu sorunun cevabı şöyle; İnsan büyüdükçe dertlerde büyüyor.
Eskiye dair mutlu şarkılardan bir liste yaptım bu gece, sizden tek dileğim şudur bu gece eskiyen mutluluğunuzu tekrar yeşertin. Her şey eskir, insan eskir, kıyafetler eskir, ama hayat asla eskimez. Hep yenidir hayat. Biz sadece bir ömür yaşar, göçer gideriz, bu ömrü eskitmeyelim dostlarım.
Eskiye dair mutlu şarkılardan bir liste yaptım bu gece, sizden tek dileğim şudur bu gece eskiyen mutluluğunuzu tekrar yeşertin. Her şey eskir, insan eskir, kıyafetler eskir, ama hayat asla eskimez. Hep yenidir hayat. Biz sadece bir ömür yaşar, göçer gideriz, bu ömrü eskitmeyelim dostlarım.
Turkish Folk from Aytekinet on 8tracks Radio.
20.11.2013
Dedikodu can almaya devam ediyor
Çay getirin emmi oğluma. "Nerden gelip nereye giden sen a gardaş. Altında 2 teker eşek."
Bisiklete ilk defa iki teker eşek diyeni gördüm, eşeğe mersedes diyen de gördüm, dur bakalım daha neler duyacağız.
Köy kahvesine ilk defa bisikletle geleni görüyordu köy halkı. Biraz şaşkın, birazda meraklıydılar o yüzden. Hasan alışkındı böyle durumlara, bisikletle sürekli bilmediği yerlere gittiği için. Bisiklet Hasan için bir özgürlük abidesi gibiydi, hele birde bilmediği rotalara doğru pedal atınca.
Köy kahvesinde soru yağmuruna tutulan Hasan, "Nereye giden böyle teker üstünde" sorusuna " Kafa nereye ben oraya" diye cevap verdi. Köy kültürünün bu espriyi kaldıramayacağını hesaba katmamıştı. Hep bir ağızdan kahkaha attılar bu cevap sayesinde. Köyün delisi Nurettin'in hoşuna gitmişti bu söz. En son köy meydanında " Kafa nereye ben oraya" diye bağırıyordu.
Hasan'ın bisiklet ile gezerken iki amacı vardı, birisi yeni insanlar tanıyıp, yeni yerler görmek. İkincisi ise köy içinde ve halk arasında gizli kalmış esrarengiz olayları kaleme alıp, videolar kaydetmekti. Böylelikle kitap çıkarma hayali gerçek olacaktı.
Kahvede o gün akşamı eden Hasan, köy muhtarı tarafından eve davet edilir. Bu gece çadırda kalmasına gönlü razı gelmemiştir muhtarın. Gece vakti muhtarın evinde bir yer sofrası kurulur hemen, muhtar evli bir adamdır, ama çocuğu olmamıştır. Ne kadar doktora gitseler, hocalara okuyup üfletseler de bir evlat sahibi olamamıştır. Yemek yendikten sonra akabinde hemen çay gelir, muhtar ile Hasan çatı katına çıkarlar.
Muhtarın hanımı muhtarla Hasan'a bir demlik çayla şeker kabını bırakarak aşağıya mutfağa işlerini yapmak için gider. Muhtar Hasan'a nereli olduğunu sorar, okuyup okumadığını merak eder sorar, yaşını sorar anasını babasını sorar, en sonunda söz Hasan'a gelir. Hasan muhtara asıl amacından bahseder, her köyü gezme amacını anlatır.
- Muhtar amca sizin köyde var mıdır böyle gizli saklı kalmış, esrarengiz olaylar?
+ Yok Hasan'ım bizim köyde olmaz öyle şeyler
- Varsa anlat muhtar amca kimseye bahsetmicem, hiç bir yer veya isim kullanmayacağım kitabımda söz. Ama sana hediye bir tane göndereceğim merak etme.
+ "Tamam" der muhtar ve anlatmaya başlar.
" Ben 68 yaşındayım Hasan, bundan yıllar önce ben diyim 30, sen de 40 yıl önce. Gençtim o aralar aklımda hafızamda yerindeydi evvel Allah. Unutmam, bizim buralar tenhadır, geri kalmıştır, bir dedikoduyla tüm herkes inanır olmayan bir şeye. Benim erkek kardeşim vardı, şimdi intahar etti, dayanamadı acılara. Allah rahmet eylesin. Benim biladerin bir hanımı vardı, genç yaşta evlendi benim bilader, yaşı 18 ya var ya yoktu. 15 yaşında bir kız aldı kendine. Evlendiği kızın yaşı küçük deme sakın, bizim buralarda normaldir bunlar. Evlendiği kızın doğduğunda bir beşik kertmesi var imiş. Bizim haberimiz yok tabi. Bilader evlendikten sonra, kızın beşik kertmesi bozulmuş, alttan alttan da sinirlenmiş tabi. Dedikodu çıkarmış hemen, yengesiyle birlikte. Yengesi de ayaklı gazete gibiydi o zamanlar, her boktan haberi vardı, her haberi de çıkarırdı. Komşularına demiş ki benim biladerin hanımını başkasının samanlığında görmüşler el etek açık. Kiminle görmüşler, kimin samanlığında görülmüş kimse bilmiyor. Dedikodu işte bir yayılmasın mı köyde, biladerin hanımını köy çeşmesinde gören manalı manalı bakar, sesli sesli dedikodusunu yapar olmuşlar. Bizim biladerin hanımı da anasının babasının yüzüne bakamaz olmuş. Gitmiş kendi samanlıkların da kendini asıvermiş. Bizim Hasan'da delirmiş ama elden bir şey gelmez. O zamanın muhtarı'da dedikoduculardan, muhtar köyün reisidir Hasan, memlekette Başbakan neyse köyde de muhtar oydu o zamanlar. Bizim Hasan baş edememiş köylüyle, herkes Hasan'a boynuz yemiş herif gözüyle bakmaya başlamış. Hasan'da hanımının kendini astığı samanlıkta canına kıyıvermiş.
Zaman sonra biladerin hanımının beşik kertmesi vicdan azabına dayanamamış. Kötü kötü rüyalar görmeye başlamış, yengesine anlatmış bu olanları. Yengesi yeni bi dedikodu ile olayın yanlış olduğunu tekrar köye yaysa da vicdan azabından kurtulamamış adam. Babasının ava çıktığı çifteyle kafasına ateş edivermiş.
Hiç yoktan yere köyde üç kişi intahar etti, Hasan. Şimdi kim suçlu, aşk mı yoksa geri kafalı kalmış köylünün dedikodusu mu, yoksa beşik kertmesi denilen saçmalık mı? Yaz bunları Hasan kitabında bol bol yaz, dedikoduları yaz, beşik kertmesini yaz, bunlara inanmasınlar artık bir can kurtarırsak ne alâ Hasan'ım..
Bisiklete ilk defa iki teker eşek diyeni gördüm, eşeğe mersedes diyen de gördüm, dur bakalım daha neler duyacağız.
Köy kahvesine ilk defa bisikletle geleni görüyordu köy halkı. Biraz şaşkın, birazda meraklıydılar o yüzden. Hasan alışkındı böyle durumlara, bisikletle sürekli bilmediği yerlere gittiği için. Bisiklet Hasan için bir özgürlük abidesi gibiydi, hele birde bilmediği rotalara doğru pedal atınca.
Köy kahvesinde soru yağmuruna tutulan Hasan, "Nereye giden böyle teker üstünde" sorusuna " Kafa nereye ben oraya" diye cevap verdi. Köy kültürünün bu espriyi kaldıramayacağını hesaba katmamıştı. Hep bir ağızdan kahkaha attılar bu cevap sayesinde. Köyün delisi Nurettin'in hoşuna gitmişti bu söz. En son köy meydanında " Kafa nereye ben oraya" diye bağırıyordu.
Hasan'ın bisiklet ile gezerken iki amacı vardı, birisi yeni insanlar tanıyıp, yeni yerler görmek. İkincisi ise köy içinde ve halk arasında gizli kalmış esrarengiz olayları kaleme alıp, videolar kaydetmekti. Böylelikle kitap çıkarma hayali gerçek olacaktı.
Kahvede o gün akşamı eden Hasan, köy muhtarı tarafından eve davet edilir. Bu gece çadırda kalmasına gönlü razı gelmemiştir muhtarın. Gece vakti muhtarın evinde bir yer sofrası kurulur hemen, muhtar evli bir adamdır, ama çocuğu olmamıştır. Ne kadar doktora gitseler, hocalara okuyup üfletseler de bir evlat sahibi olamamıştır. Yemek yendikten sonra akabinde hemen çay gelir, muhtar ile Hasan çatı katına çıkarlar.
Muhtarın hanımı muhtarla Hasan'a bir demlik çayla şeker kabını bırakarak aşağıya mutfağa işlerini yapmak için gider. Muhtar Hasan'a nereli olduğunu sorar, okuyup okumadığını merak eder sorar, yaşını sorar anasını babasını sorar, en sonunda söz Hasan'a gelir. Hasan muhtara asıl amacından bahseder, her köyü gezme amacını anlatır.
- Muhtar amca sizin köyde var mıdır böyle gizli saklı kalmış, esrarengiz olaylar?
+ Yok Hasan'ım bizim köyde olmaz öyle şeyler
- Varsa anlat muhtar amca kimseye bahsetmicem, hiç bir yer veya isim kullanmayacağım kitabımda söz. Ama sana hediye bir tane göndereceğim merak etme.
+ "Tamam" der muhtar ve anlatmaya başlar.
" Ben 68 yaşındayım Hasan, bundan yıllar önce ben diyim 30, sen de 40 yıl önce. Gençtim o aralar aklımda hafızamda yerindeydi evvel Allah. Unutmam, bizim buralar tenhadır, geri kalmıştır, bir dedikoduyla tüm herkes inanır olmayan bir şeye. Benim erkek kardeşim vardı, şimdi intahar etti, dayanamadı acılara. Allah rahmet eylesin. Benim biladerin bir hanımı vardı, genç yaşta evlendi benim bilader, yaşı 18 ya var ya yoktu. 15 yaşında bir kız aldı kendine. Evlendiği kızın yaşı küçük deme sakın, bizim buralarda normaldir bunlar. Evlendiği kızın doğduğunda bir beşik kertmesi var imiş. Bizim haberimiz yok tabi. Bilader evlendikten sonra, kızın beşik kertmesi bozulmuş, alttan alttan da sinirlenmiş tabi. Dedikodu çıkarmış hemen, yengesiyle birlikte. Yengesi de ayaklı gazete gibiydi o zamanlar, her boktan haberi vardı, her haberi de çıkarırdı. Komşularına demiş ki benim biladerin hanımını başkasının samanlığında görmüşler el etek açık. Kiminle görmüşler, kimin samanlığında görülmüş kimse bilmiyor. Dedikodu işte bir yayılmasın mı köyde, biladerin hanımını köy çeşmesinde gören manalı manalı bakar, sesli sesli dedikodusunu yapar olmuşlar. Bizim biladerin hanımı da anasının babasının yüzüne bakamaz olmuş. Gitmiş kendi samanlıkların da kendini asıvermiş. Bizim Hasan'da delirmiş ama elden bir şey gelmez. O zamanın muhtarı'da dedikoduculardan, muhtar köyün reisidir Hasan, memlekette Başbakan neyse köyde de muhtar oydu o zamanlar. Bizim Hasan baş edememiş köylüyle, herkes Hasan'a boynuz yemiş herif gözüyle bakmaya başlamış. Hasan'da hanımının kendini astığı samanlıkta canına kıyıvermiş.
Zaman sonra biladerin hanımının beşik kertmesi vicdan azabına dayanamamış. Kötü kötü rüyalar görmeye başlamış, yengesine anlatmış bu olanları. Yengesi yeni bi dedikodu ile olayın yanlış olduğunu tekrar köye yaysa da vicdan azabından kurtulamamış adam. Babasının ava çıktığı çifteyle kafasına ateş edivermiş.
Hiç yoktan yere köyde üç kişi intahar etti, Hasan. Şimdi kim suçlu, aşk mı yoksa geri kafalı kalmış köylünün dedikodusu mu, yoksa beşik kertmesi denilen saçmalık mı? Yaz bunları Hasan kitabında bol bol yaz, dedikoduları yaz, beşik kertmesini yaz, bunlara inanmasınlar artık bir can kurtarırsak ne alâ Hasan'ım..
19.11.2013
Himalaya dağında, mangal yakan ilk Türk
Paranın verdiği sıkıntı ile zor bir okul dönemi geçirmeye başlayan Emre, artık öğle yemeklerini evden götürdüğü ekmek arası peynir domatesle idare etmektedir. Emre'nin kişiliğinden ötürü kafasına koyduğu şeyi yapan biridir. Her türlü sıkıntıya katlanarak Himalaya dağına doğru yola çıkar. Yanında pratik olsun diye sucuk götürmektedir.
Emre tırmanışa geçmeden önce karnını tıka basa doldurur, zirveye vardığında kurt gibi aç olma planları yapmaktadır. Ailesiyle ve kameralar ile vedalaştıktan sonra, üç ihlas bir elham okuyarak tırmanışa bismillah der ve başlar.
Üzerinde hayli yük olan Emre tırmanışta bir çok zorluklar atlatmaktadır. Mangal ve çadırı kar üzerinde taşımanın bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştir. Zorlu tırmanışın ardından Emre zirveye varır, çok üşümüştür. İlk olarak çadırını kurduktan sonra, yanında getirdiği mangal kömürü ve bir kaç parça odunla mangalını yakmaya koyulur. Sucuklarını ortadan ikiye ayırıp mangalın üzerine atar. Himalayalarda cız bız sesleri yükselmeye başlar. Bu anıyı video ve fotoğraflarla belgeleyen Emre aşağı indiğinde büyük bir ilgi ile karşılaşarak şaşırır.
Kameralara kısa bir demeç vererek, "Türk her yerde Türk'tür. Kafaya koydumu yaparım hacı" diyerek ergen bir konuşma yaparak konuşmasını kısa ve öz bitirir. Kameralar babasına uzatıldığında ise " Evde ekmek almaya yollasak gitmez, Himalaya dağına tırmanıp mangal yaktı pezevenk" der.
Okulda popülerliği iyice artan Emre, artık kızlara tırmanıyor.
Twitter'da nasıl fenomen olunur
Malzemelerimiz:
Bir çift göğüs
Orta kalite fotoğraf makinesi
Dudak bükme yeteneği
Twitter da fenomen olmak isteyenler varmış, şimdi bu yazdığım malzemeleri seksi bir poz ile bir fotoğraf karesinde birleştiriyoruz. Daha sonra popüler etiketler ile twittera yolluyoruz. Sonra gelsin takipçiler, gitsin twitler oohh.
Bunu uygulayan varsa twitterdan beni takip ederek mesaj atsın, sonuçlarını tüm içtenlikle merak ediyorum.
Bir çift göğüs
Orta kalite fotoğraf makinesi
Dudak bükme yeteneği
Twitter da fenomen olmak isteyenler varmış, şimdi bu yazdığım malzemeleri seksi bir poz ile bir fotoğraf karesinde birleştiriyoruz. Daha sonra popüler etiketler ile twittera yolluyoruz. Sonra gelsin takipçiler, gitsin twitler oohh.
Bunu uygulayan varsa twitterdan beni takip ederek mesaj atsın, sonuçlarını tüm içtenlikle merak ediyorum.
18.11.2013
Ağzı sarımsak kokan adamın vampirlerle savaşı
Hüseyin abi o gece kızı Zehrayı ziyaret için Roma'ya gitmeye karar verdi. İlk defa yurt dışına çıkan Hüseyin abi 10 saat havada nasıl uçacaz diye biraz endişeliydi. Tabii endişesi yersiz çıktı. Uçağa bindiği andan itibaren horul horul uyumaya başlayan Hüseyin abi uyandığında dar ve kısa etekli hostes tarafından dürtülerek, uyandırıldı.
Yabancı dile dair tek bildiği söz olan "Bonjüür" kelimesini o anda sarf etti. Hostese "Bonjüür evladım" diyerek hostesin garip bakışlar eşiliğinde uçaktan indi. Kızı Zehra karşılamıştı hava limanında Hüseyin abiyi. Beraber bir taksiye binerek Zehra'nın evine doğru yola koyuldular. Eve geldiklerinde sofra çoktan hazırdı, hemen sofraya oturarak yemek yemeye başladılar. Hüseyin abi memleketten getirdiği 1 salkım sarımsağı da valizinden çıkararak yemeye başladı. Çerez niyetine sarımsak tüketen Hüseyin abi yemekle beraber 2 kafa sarımsak yedi. Pis bir kokunun evi sarması da cabasıydı. Kızı Zehra vize haftasına denk gelmesi sebebiyle dersleri yoğundu, odasına geçerek sınavlarına çalışmaya başladı. Hüseyin abi o arada " Kızım ben bi çıkıp hava alayım" diyerek evden ayrıldı.
Hüseyin abi döndüğü köşeleri sayarak, dükkan isimlerine bakarak gezmeye koyuldu. Cebinden Türkiye'den getirdiği Tekel 2000 sigarasından bir dal yaktı. Hüseyin abi köyde de sürekli domuz avına çıktığı için gezdiği yerleri unutmaz, bir izin peşinden avı bulana dek giderdi.
Hüseyin abi Roma sokaklarında gezerken, garip bir ses ile irkildi. Sanki simsiyah bir şey kendisini izliyor gibi geliyordu. Hüseyin abi kafasını bir anda bir yöne çevirdi, baktığı noktada siyah bir karaltı aniden yok oldu. Hüseyin abi karaltının yukarı sokaklara gittiğini fark etti, hafif şişman olan Hüseyin abi yavaş yavaş dar sokaklardan yukarı doğru çıkmaya başladı. Cin, şeytan olabilir diye de yol boyunca üç ihlas, bir fatiha süresini devamlı okuyarak yürümeye devam etti.
Hep yeni yerler keşfetmekten keyif alan Hüseyin abi camları kırılmış bir evin içinde iki çift göz gördü, köyde korkusuz ve cesaretli olarak bilinen Hüseyin abi evin kırık dökük kapısından içeri girerek, daha önce sadece filmlerde gördüğü vampir ile bir anda baş başa kalmıştı. Öldürüleceğini anlayan Hüseyin abi ilk başta. " Yapma evladım, insan öldürmek haram, günah" diye vaadler verse de vampire, vampir Hüseyin abinin kanını emmekte kararlıydı. Bir anda Hüseyin abinin boynundan tutan vampir tek eliyle havaya kaldırdı Hüseyin abiyi, Hüseyin abi korkunun ve heyecanın verdiği heyecanla nefes almayı bile unutmuştu.
Vampir Hüseyin abinin boynunu koklamaya başladı. Hüseyin abi uçağa binmeden önce mis sürmüştü boynuna, mis gibi kokuyordu adeta Hüseyin abinin boynu. Göz göze geldikleri anda Hüseyin abi heyecan ve korkuyla tuttuğu nefesini bir anda hohladı vampirin yüzüne doğru. Vampir bir anda savruldu, evin diğer ucuna doğru, vampirin üzerinden dumanlar çıkmaya başladı. Fırsat bu fırsat ya Allah diyen Hüseyin abi kaçmaya başladı, nasıl olduğuna akıl sır erdiremeyen Hüseyin abi, vampirlerin sarımsaktan korktuğunu ne duymuştu ne anlamıştı. Kendisini Allah tarafından gelen bir güçlü nefes olduğuna inandırdı o gece.
Kızının evine vardığında, yüzünden terler boşalıyordu Hüseyin abinin, kızı Zehra "Baba iyi misin?" diye sorduğunda olayı çaktırmamak için " İyiyim kızım" diyerek geçiştirdi. Abdestini alıp o gece kılmadığı kadar namaz kılan Hüseyin abi sabah ilk uçakla Türkiye'ye döndü...
Devamı başka zamana inşallah..
Yabancı dile dair tek bildiği söz olan "Bonjüür" kelimesini o anda sarf etti. Hostese "Bonjüür evladım" diyerek hostesin garip bakışlar eşiliğinde uçaktan indi. Kızı Zehra karşılamıştı hava limanında Hüseyin abiyi. Beraber bir taksiye binerek Zehra'nın evine doğru yola koyuldular. Eve geldiklerinde sofra çoktan hazırdı, hemen sofraya oturarak yemek yemeye başladılar. Hüseyin abi memleketten getirdiği 1 salkım sarımsağı da valizinden çıkararak yemeye başladı. Çerez niyetine sarımsak tüketen Hüseyin abi yemekle beraber 2 kafa sarımsak yedi. Pis bir kokunun evi sarması da cabasıydı. Kızı Zehra vize haftasına denk gelmesi sebebiyle dersleri yoğundu, odasına geçerek sınavlarına çalışmaya başladı. Hüseyin abi o arada " Kızım ben bi çıkıp hava alayım" diyerek evden ayrıldı.
Hüseyin abi döndüğü köşeleri sayarak, dükkan isimlerine bakarak gezmeye koyuldu. Cebinden Türkiye'den getirdiği Tekel 2000 sigarasından bir dal yaktı. Hüseyin abi köyde de sürekli domuz avına çıktığı için gezdiği yerleri unutmaz, bir izin peşinden avı bulana dek giderdi.
Hüseyin abi Roma sokaklarında gezerken, garip bir ses ile irkildi. Sanki simsiyah bir şey kendisini izliyor gibi geliyordu. Hüseyin abi kafasını bir anda bir yöne çevirdi, baktığı noktada siyah bir karaltı aniden yok oldu. Hüseyin abi karaltının yukarı sokaklara gittiğini fark etti, hafif şişman olan Hüseyin abi yavaş yavaş dar sokaklardan yukarı doğru çıkmaya başladı. Cin, şeytan olabilir diye de yol boyunca üç ihlas, bir fatiha süresini devamlı okuyarak yürümeye devam etti.
Hep yeni yerler keşfetmekten keyif alan Hüseyin abi camları kırılmış bir evin içinde iki çift göz gördü, köyde korkusuz ve cesaretli olarak bilinen Hüseyin abi evin kırık dökük kapısından içeri girerek, daha önce sadece filmlerde gördüğü vampir ile bir anda baş başa kalmıştı. Öldürüleceğini anlayan Hüseyin abi ilk başta. " Yapma evladım, insan öldürmek haram, günah" diye vaadler verse de vampire, vampir Hüseyin abinin kanını emmekte kararlıydı. Bir anda Hüseyin abinin boynundan tutan vampir tek eliyle havaya kaldırdı Hüseyin abiyi, Hüseyin abi korkunun ve heyecanın verdiği heyecanla nefes almayı bile unutmuştu.
Vampir Hüseyin abinin boynunu koklamaya başladı. Hüseyin abi uçağa binmeden önce mis sürmüştü boynuna, mis gibi kokuyordu adeta Hüseyin abinin boynu. Göz göze geldikleri anda Hüseyin abi heyecan ve korkuyla tuttuğu nefesini bir anda hohladı vampirin yüzüne doğru. Vampir bir anda savruldu, evin diğer ucuna doğru, vampirin üzerinden dumanlar çıkmaya başladı. Fırsat bu fırsat ya Allah diyen Hüseyin abi kaçmaya başladı, nasıl olduğuna akıl sır erdiremeyen Hüseyin abi, vampirlerin sarımsaktan korktuğunu ne duymuştu ne anlamıştı. Kendisini Allah tarafından gelen bir güçlü nefes olduğuna inandırdı o gece.
Kızının evine vardığında, yüzünden terler boşalıyordu Hüseyin abinin, kızı Zehra "Baba iyi misin?" diye sorduğunda olayı çaktırmamak için " İyiyim kızım" diyerek geçiştirdi. Abdestini alıp o gece kılmadığı kadar namaz kılan Hüseyin abi sabah ilk uçakla Türkiye'ye döndü...
Devamı başka zamana inşallah..
6.11.2013
Yine Karavana mı?
Hep mi karavana atar insan bu hayatta daha öğrenmiş değilim. Galiba genç olduğumdan ve tecrübesiz olduğumdan kaynaklanıyor. Hiç bir işim rast gitmiyor. İşe girip çıkıyorum. O işe giriyorum olmuyor, yeni işe başlıyorum paravana. Hep atıyoruz biz Karavana. Ya hedefimiz çok uzakta yada biz Karavana. Ama unutma kör atar topalı vurur, bozuk saat bile günde 2 kere doğruyu gösterir.
1.11.2013
Yüzme biliyor musun?
Bilsen iyi edersin genç adam! Bugün derinlere dalacağız. Dünya müziklerini tanıyacağız. Farklı enstrümanlarla çalınmış birbirinden farklı şarkılar dinleyeceğiz. Farklı enstrümanlar demek farklı düşünceler demek. Belki senin kafanın içinde yeni ışıklar yanar bu sefer, belki bu sefer "hah buldum" dersin. Hadi bakalım dinleyelim, dünyanın yeni müziklerini keşfedelim.
31.10.2013
Hoşgeldin Yalnızlık Mevsimi Kış
Bizim buralarda kış Game of the Thrones kışları gibi sert geçmiyor. Kar yağıyor, kahve elde cam önünde izleniyor, sokak lambasından kar yağışının şiddeti ölçülüyor. Hayal kurarsak iki hayal kuruyoruz, düşünüyoruz. Kışın keşke yaz olsa diyoruz, yazında kış gelse. Her zorluğa yalnız başımıza göğüs geriyoruz, dünya düzeni böyle ölünce de yalnız olacağız, sonrasını kimse bilmiyor..
Bu gece yalnızlık şarkıları yankılanıyor odamda, sizde yalnızsanız buyrun;
Bu gece yalnızlık şarkıları yankılanıyor odamda, sizde yalnızsanız buyrun;
30.10.2013
Marmarayda balık tutan hüseyin amca
Marmaray'a 1 lira 90 kuruş ücret vererek giren hüseyin amca çantasından katlanabilir oltasını çıkartarak tünelde delik aramaya başladı. Milyon dolarlık projede delik olmayacağını kendini inandıramayan hüseyin amca kendi içinden fısıldadı. " -En büyük projelerde bile bir hata vardır".
Tünel çıkışında elinde büyük bir balıkla güvenlik kameralarına yakalanan hüseyin amca, görevliler tarafından durduruldu. "-Nerden tuttun bu balığa amca" sorusuna " -Derinlerde çok büyük balıklar var , hanım mangalı yakmış yetişmem lazım" oldu. Tünelin akıbeti halen bilinmiyor.
Tünel çıkışında elinde büyük bir balıkla güvenlik kameralarına yakalanan hüseyin amca, görevliler tarafından durduruldu. "-Nerden tuttun bu balığa amca" sorusuna " -Derinlerde çok büyük balıklar var , hanım mangalı yakmış yetişmem lazım" oldu. Tünelin akıbeti halen bilinmiyor.
Dünyadan ümidini kesenlere her zaman umut vardır
Ümitsizliğe ve haksızlığa uğrayan bir çok arkadaşımız var dünyada. Bugün haksız yere 10 sene hapis cezasına çarptırılmış birini tanıdım. O kadar ümitsiz ki saçma salak bir arkadaşı yüzünden hapise düşmüş ve kaç kere intihar etmeyi denemiş ama yapamamış. Yapmamalı da zaten. Bu hayata inat, 10 yılı bitirmeli çıkmalı ve güzel bir hayata tekrardan merhaba diyebilmeli.
Hayata en büyük cevap yaşamaktır. Yaşadıkca ancak savaşabiliriz. Toprağın altında olmak kimseye fayda etmez. Mezar tüm umudu ve mutluluğu yok eder. Umudunuzu kaybetmeyin.
Hayata en büyük cevap yaşamaktır. Yaşadıkca ancak savaşabiliriz. Toprağın altında olmak kimseye fayda etmez. Mezar tüm umudu ve mutluluğu yok eder. Umudunuzu kaybetmeyin.
Bisiklet mi Otostop mu?
En çok tartışılan konulardan birisidir Bisiklet mi Otostop mu diye. Haa bana sorarsanız ben ikisiyle de giderim. Ama bisiklette kontrol büyük oranla sizde oluyor. İstediğiniz yere pedallayıp, istediğiniz yerde kamp atabiliyorsunuz. Yorulduğunda durabiliyor, acıktığın zaman ocağını yemeğini çıkarıp pişirip yiyorsun.
Otostopla ise kontrol büyük oranla sürücülerde oluyor. Aslında herkes riskli buluyor otostop çekmeyi, çünkü sürücü nasıl biri hiç kimse bilmiyor, kime nasıl birine denk geldiğini bilemiyorsun. Şu açıdan düşünebilirsek ben şimdiye kadar 45 araca bindim bir çoğu ile muhabbetim iyi, başka zamanlarda da görüşmüşlüğüm oldu, çünkü çoğu numaramı aldı vs. vs. Vee hiç bir sorun yaşamadım şimdiye kadar. Yeni bir sürü insan tanıdım yeni yeni hikayeler dinledim. Sonuç olarak anladım ki özgürlük bir parmak ucu kadar yakında, yada bir pedal kadar!
Otostopla ise kontrol büyük oranla sürücülerde oluyor. Aslında herkes riskli buluyor otostop çekmeyi, çünkü sürücü nasıl biri hiç kimse bilmiyor, kime nasıl birine denk geldiğini bilemiyorsun. Şu açıdan düşünebilirsek ben şimdiye kadar 45 araca bindim bir çoğu ile muhabbetim iyi, başka zamanlarda da görüşmüşlüğüm oldu, çünkü çoğu numaramı aldı vs. vs. Vee hiç bir sorun yaşamadım şimdiye kadar. Yeni bir sürü insan tanıdım yeni yeni hikayeler dinledim. Sonuç olarak anladım ki özgürlük bir parmak ucu kadar yakında, yada bir pedal kadar!
29.10.2013
Marsa giden türk kerem
Marsa ilk çıkan Türk ünvanını taşıyan Kerem, Tüm Türkiye'den canlı yayın yapılırken gizli saklı olarak götürdüğü torbadan canlı yayın önünde otu sardı ve içti. Kerem'in sözleri "burası mars burda kanun yokoog"oldu. Tüm Türk halkı ve dünya şaşkınken ardından o klasik replik geldi Keremden "Sen mi büyüksün ben mi Marss".
Tüm dünya ile daşşak geçen Kerem, aynı zamanda Marsta ilk ot içen türk olarak da dünya tarihinde yerini almış oldu. Ülkeye geri döndüğünde ise ellini kollunu sallayarak evine giderek bir demlik çay demleyip içti.
Haberciler ağzından çıkacak heyecan dolu sözleri beklerken Kerem " Yarın sabah iş var yatıcam amk" oldu.
Tüm dünya ile daşşak geçen Kerem, aynı zamanda Marsta ilk ot içen türk olarak da dünya tarihinde yerini almış oldu. Ülkeye geri döndüğünde ise ellini kollunu sallayarak evine giderek bir demlik çay demleyip içti.
Haberciler ağzından çıkacak heyecan dolu sözleri beklerken Kerem " Yarın sabah iş var yatıcam amk" oldu.
28.10.2013
Tembel cipsi
Ben tembel adamım abi diyorsanız elimi cips paketinin içine sokucanda cipsi alıcan da yicen de diye uğraşmak istemiyorsanız benim gibi yapın. Cips paketinin tam ortasından kesin dişinizle veya maket bıçağıyla sonrasında paketi yırta yırta koparın. Yanlardan fazla koparmayın dökülebiliyor.
Yalnız tek kötü yanı dibinde kalan cips kırıntılarını kafaya dikemiyoruz. Onunda çözümü kırıntıları paketin bi köşesine toplayıp işaret parmağınızı yaladıktan sonra bastıra bastıra pislik bi şekilde tüketmek.
Yalnız tek kötü yanı dibinde kalan cips kırıntılarını kafaya dikemiyoruz. Onunda çözümü kırıntıları paketin bi köşesine toplayıp işaret parmağınızı yaladıktan sonra bastıra bastıra pislik bi şekilde tüketmek.
23.10.2013
-Abi hüngür hüngür ağlamak istiyorum
Al o zaman kardeşim şu şarkıları dinle yanında bira mı açıyorsun sigara mı yakıyorsun.
22.10.2013
Sigara bırakma jeli mi vazelin mi
Yok vazelinle bırakalım amk ne saçma ürünler çıkarıyorlar sigarayla ilgili, sigara tamamen irade meselesidir. Bu jelde sizi iradeye teşvik ediyor tahminimce. Bu jeli sürünce sigara bırakma hissi beyne yerleşiyor aslında ama siz kendi iradenizle bırakıyorsunuz yani özetle böyle beyler vazelini size sigara bırakma jeli olarak satsalar aynı hissiyat size yine yerleşecek. Vazelin daha iyi hem ellerinizi yumuşatır,inanmayın böyle ilaçlara.Bırakabiliyorsanız bırakın bırakamazsanız M M için 3 lira kaçak amk öylede kâr edersiniz.
Birde 99 lira kargo bedavaymış olm salak mısınız inanmayın böyle şeylere, Best fm'de almış adamı yayına sallıyorda sallıyor hey yarabbim.
Birde 99 lira kargo bedavaymış olm salak mısınız inanmayın böyle şeylere, Best fm'de almış adamı yayına sallıyorda sallıyor hey yarabbim.
Hayatı daha yaşanılabilir kılmak için ne yapmalıyız?
İşte bunu bende bilmiyom. Bilen varsa söylesin.
20.10.2013
Hatırlar silinir mi?
Silinmez efendim.. Bir şarkı dinlersin canlanır, bir ses duyarsın bakarsın o değil, herkesi ona benzetirsin ama silinmez hatırlarsın.
Dibi tutmuş hayat
Hani çorbayı karıştırırsınız ya dibi tutmasın diye, sonra dolaba bir şey almaya gidip gelene kadar dibi tutar. Şu an işte o haldeyim. Çorbayı karıştırma evresinde doğmuş büyümüş okula başlamış ve bitirmişim. Yavaş yavaşta dibim tutmak üzere. Ne yapacağımı bilmemek adamı öldürüyor, eğer ki karıştırılmazsam dibim tutar lap diye tencereye yapışırım diye korkuyorum.
17.10.2013
Müzikli Bayram
Bayramı evinde geçirenler, misafir bekleyenler vardır elbet. Birde hava yağmurlu ve sıkıcıysa. Bayramlıklarını giymiş bilgisayar başında pinekleyerek bayram edenlere bayram listesi müziklerini armağan ediyorum. Hadi hep beraber dinleyelim. İyi bayramlar..!
12.10.2013
Anlamıyorum, ama ağlıyorum dediğimiz şarkılar
Gönül yarası filmini bilirsiniz, Şener Şen'in başrolünde oynadığı, orda bir restaurantta bir kürtçe şarkı çalıyor ve Meltem Cumbul şarkıyı anlamadığı halde ağlıyor. İşte tamda böyle bir şarkı dinliyorum şuanda anlamıyorum, ne diyor bilmiyorum, ama insanın kalbini titretiyor, duygusal yapıyor. Buyrun işte o şarkı. Diyarbekir - Ciwan Haco
-Ver elini öpeyim dedem
Bayramın mübarek olsun dede, bu bayram işli bayram dersin, çabucak bayram namazını kılıp eve gitmeli, ailecek kahvaltı yapılmalı, dersin. Kahvaltı toplandıktan sonra en başka köşeye geçer sıradan elini öptürürsün, bayramın mübarek olsun dedem. Bu bayram çok masraf yaptık harçlıkları kıstım dersin, senin canın sağolsun dedem. Her ayın son çarşambası emekli maaşını almaya gelirsin, harçlıklarıda torunlara dağıtıp köyüne gidersin. Güle güle dedem, Kurban Bayramın mübarek olsun ver elini öpeyim dedem.
10.10.2013
Evde Teleskop mu yapılırmış diyenlere
Evde basit bi teleskop nasıl yapılır bu video da onu izlicez. Denesem mi denemesem mi bilemedim.
6.10.2013
12'den ne zaman vurucaz?
Karşında bir dart tahtası tüm çehresi hayat, yuvarlak yuvarlak çizgilerde mutluluk derecelerini belirtiyor. Her şey senin elinde ve bir yaşam boyunca kullanabileceğin kadar dart miktarı var elinde. Biraz şans ve biraz yetenek tüm mesele bu. 6 puandan aşağısı hüzün, 6'dan yukarısı ise mutluluk, huzur ne dersen de artık. Herşey senin elinde yeter ki yorulup pes etme. Elbet 12'den vuracaksın.
5.10.2013
Speedy Burak
İzmirin bağrından kopup gelen hayatın her türlü cilvesini çekmiş, halen mücadeleye devam eden adam. Hayat denizinde bir oyana bir buyana savruluyor gemisi. Doğru limanı seçmek onun elinde, her limanda bir sevgili yapmakta. Hayatta başarılar dilerim dostum Burak, espri yapma artık soğuk havalar çekilmez oldu :D
4.10.2013
Kadınlar ve Aşk Üzerine
Bir sistemi bozmak için ondan daha iyi olabilmese bile en azından bozmayı ve tekrar şekilledirip yeni şeyler yapmayı öğrendik. Dedi K.K ve bir fırt daha çekti birasından. Sigarası da azalıyordu baş parmağı ve orta parmağı arasında sigarasından son bir fırt daha çekti ve yayın bitti.
3.10.2013
Pırr Pırr Eden Florasan
Ne yapacağı belli olmayan bir yanıp bir sönen florasan lamba gibiyim bu aralar. Bazen mutlu bazen hüzünlü.. En sonunda da florasan yanmaz ya hafiften vurursun lambaya yanar. Şuan bu ruh halinde beklemedim işte, biri vuruş yapsada yansam ve mutlu olsam. En sonunda da zaten son vuruşu yapacak azrail o zamana kadar pır pır etmeden yananlardan olalım.
2.10.2013
Hepimiz Gemi Kaptanıyız
Hepimizin doğduğu bir liman vardır. Limandan ilk önce sandal olarak denize indirildik. Küçük sandalın küçük dertleri vardı çünkü, sandaldayken hiç balina yakalamaya çalışmadık çünkü bu imkansızdı.Gün geldi başka limanlara uğradık, rotamız bir o adadan bir bu şehirden geçti. Ve büyüdük hepimiz gemi olduk. Dertlerimizde büyüdü, ihtiyaçlarımızda. Artık büyük balık peşinde koşmalıydık. Kaptanı olduğumuz bu gemide bazen umduğumuzu bulamadık denizde, bazen mutluluk geldi ağımıza, bazen hüzün. Geminin dümeninde biz olduktan sonra mutluluk olan limanlara rotamızı çevirmeliyiz. O limanlarda hep mutluluk var gülüşmeler var, huzur var..
Bu geceki şarkımda tüm kaptanlara gelsin. "Rastgele Kaptanlar"
1.10.2013
Şans mı Kader mi
Bir insanın ansızın tüm istedikleri olur mu acaba? Bir anda mutlu olabilir mi hep merak etmişimdir. Mesela istediği bir iş bulabilir mi bir anda bir iş çıkagelir mi kapısına. Bir anda tüm hayatını verebileceği onsuz olmayacağı bir sevgili çıkar mı karşısına. Huzuru tadabilir mi hayatı boyunca hep merak içindeyim. Araştırma içindeyim huzur nerde mutluluk nerde diye? Acaba diyorum bunlar insanın önüne aniden şansla mı gelir yoksa kaderde ne varsa onlar mı çıkar karşısına merak içindeyim dostlar!
Yalnız birgün gelecek bu yazdıklarıma gülecek eskiden nasılda yazmışım şimdi hepsi olmuş bunların diyebilecek miyim merak ediyorum.. Neyse gecenin şarkılarını paylaşayım bu gece bu karma playlist ile uyuyorum. İyi geceler dostlar!
Yalnız birgün gelecek bu yazdıklarıma gülecek eskiden nasılda yazmışım şimdi hepsi olmuş bunların diyebilecek miyim merak ediyorum.. Neyse gecenin şarkılarını paylaşayım bu gece bu karma playlist ile uyuyorum. İyi geceler dostlar!
30.09.2013
Huzur blogu
Buraya yazdıkça huzur buluyorum yav. Birde kitap okurken müzik dinlerken çay içerken maça bakarken işte liste böyle uzayıp gidiyor. Herkesin huzur bulduğu şeylerden her insan huzur bulur.
29.09.2013
Boynunu diyorum benim kadar kimse değerlendiremez
Umuta yolculuk
Dünyada herşeye ne çok sevinmeli, ne çok üzülmeli. Herşeye kararınca değer vermelidir. Çünkü bir şeye ne kadar çok değer verirsin kaybedince o kadar çok üzülürsün. Unutma her zaman sesini duyan var, her kalbinden geçeni bilen var. Dile gelsin aşk sen yeterki ses ver.
28.09.2013
Hayatla teke tek maçtayız
Gökyüzünde tek bir yıldız yok, karşı sokak lambasından vuran ışık sigaramın dumanını içine çekiyor, ışık olmasa sigaranın dumanı ne yöne gider bilinmez. Sadece tek bir kor içine çektikce alevlenir. İçli içli çekiyorsan, midene kadar dolduruyorsan sigara dumanını dertlisin demektir. Üzülme arkadaş mutluluktan da içine işleyene kadar çekebilirsin sigaranı. Bizde sigara çok pes etmek yok.
27.09.2013
Boşluğa düşmek
İnsan hayatının belirli dönemlerinde boşluğa düşer. Bu düşme iki şekildedir. Biri kafa üstü boşluğa düşme diğeri ise dört ayağının üzerine düşme diye tabir edilir. Kafa üstü boşluğa düşme şekli intahara kadar gidebilir, yada bünyede psikolojik olarak derin yaralar bırakır ve çaresizlik sinyalleri yanmaya başlar, insan ne yapacağını bilemez. Tedavi yöntemi ise bir uzmana başvurmak yada kurtulmak için yeni yollar aramak.
Dört ayağının üstüne düşmek ise insan boşlukta iken her hangi bir kişinin yardımı ile hayata tutunmak, mücadele etmek ve bir dala tutunup hayatını orda mutlu ve mesud olarak sürdürmektir. Tedavi yöntemi ise yılmamak ve sürekli mücadele etmekten geçer.
Sizlere nacizâne tavsiyem ikinci yöntemdir. Mücaledeyi bırakmayın ayakta kalın..
Dört ayağının üstüne düşmek ise insan boşlukta iken her hangi bir kişinin yardımı ile hayata tutunmak, mücadele etmek ve bir dala tutunup hayatını orda mutlu ve mesud olarak sürdürmektir. Tedavi yöntemi ise yılmamak ve sürekli mücadele etmekten geçer.
Sizlere nacizâne tavsiyem ikinci yöntemdir. Mücaledeyi bırakmayın ayakta kalın..
26.09.2013
Kelimelerin kifayetsiz kaldığı dakikalar
Şu saatler tam kelimelerin kifayetsiz kaldığı, tavana melül melül bakılacak saatlar saat sabahın beşi. İnsan bu saatlerde şöyle bir düşünüyor gizli gizli. Sessizlik çöküyor odaya. Yalnızlığı müzikle bastırmaya çalışıyor. Yakıyor bir sigara karanlığa meydan okuyor. Yarından umutsuz mutluluk nedir unutmuş saçma sapan bir yaşam çizgisinde umutsuzca umuda ilerliyor. Bir şeyler yapmaya çalışıyor sıkılıp ondan da vazgeçiveriyor. Galiba bu insan, yani ben hayatın anlamını kavrayamayanlardanım.
25.09.2013
Biz yalnızlar ordusunun neferlerinden her biriyiz..
Birgün sabah ama geç sabah saat 11:15 civarı yalnız başıma evde oturuyorum. Şöyle bir sağa sola baktım "napıyorum lan ben burda dedim" işim gücüm var çıkmam lazım. Allah kimseyi bu kadar yalnız bırakmasın. Her sabah portakal suyu ile uykumuzu açanlardan olalım. K.K
22.09.2013
Kendi hayatıma notlar
Bazı şeyleri insan neden yapmak zorunda olduğunu anlamış değilim.Sanki
bizim zorunlu olarak yapmamız gereken bir takım görevlerimiz var. Ve
bunları yapmazsak ne olur merak ediyorum. Mesela neden herkes bir masa
başı iş ister. Yada neden herkes mühendis doktor olmak ister. Parası çok
diye mi. Rahat iş diye mi. Neden.
Sevmediğimiz onlarca işi yapıyoruz biz bu hayatta. Halbuki özgür değil miyiz. Ben insanlara yardım etmeyi çok severim. Ve yardım ettikten sonra çok sevinirim gurur duyarım. Ama hiç bir para kazanmam doğru değil mi.
Hani derler ya paranın satın alamayacağı şeyler vardır. İşte bunlardan biridir mutluluk, her insan özgür olduğu sürece mutlu olabilir.
Sevmediğimiz onlarca işi yapıyoruz biz bu hayatta. Halbuki özgür değil miyiz. Ben insanlara yardım etmeyi çok severim. Ve yardım ettikten sonra çok sevinirim gurur duyarım. Ama hiç bir para kazanmam doğru değil mi.
Hani derler ya paranın satın alamayacağı şeyler vardır. İşte bunlardan biridir mutluluk, her insan özgür olduğu sürece mutlu olabilir.
13.09.2013
İnsan nasıl mutlu olur?
Bu sorunun cevabını bir çok kez aramışızdır ve nedense hiç doğru cevabı bulamamışızdır. Bazen insan çok mutlu olduğu bir şeyden bir süre sonra sıkılıp mutlu olmamaya başlıyor. Aklımız başımıza geldiği bu yaşlarda yaşım 22 bu arada insan bir çok hata yapmış hissediyor kendini. Örneğin ben üniversite de istediğim bir bölümü okumadım ve sevmediğim için bu alanda kendimi geliştiremedim. İstediğim bir işte hiç çalışamadım, şuan da da hiç bir işte çalışmıyorum zaten, sevmediğim işleri yapmayı 3 kuruşluk insanların patronluk taslamasını çekemiyorum. Kendi işimi yapmayı istiyorum aslında. Bakın başkasının yanında en ağır işlerde çalışmam ben ama kendi işim olsun gece geç saatlere kadar çalışırım işim için en iyisini yapmaya çalışırım. Sonuçta kendi işim ama, hiç bir emir veren yok. İşte azarlayan yok ne bilim bu tür şeyler işte!
Mutlu olmak için insanın hayalleri olmalıdır o hayallerini gerçekleştirmek için elinden gelen her şeyi yapmalıdır. Ama bir insanın bir çok hayali olmamalı bir hayali olmalı ve o hayalin peşinden gidip gerçek yapmaya çalışmalı. Hedef koymalı insan önüne, o hedefe giden yolda karşısına zor yollar olacaktır, ani virajlar çıkacaktır, ama bir süre sonra o yol düzlüğe de çıkacaktır unutmayın.
Mutluluğun türevleri de vardır. Örneğin iş hayatında mutluluk, öğrenci hayatında mutluluk, aşk hayatında mutluluk gibi gibi. Galiba tüm bunlarda ve tüm hayatta insanın mutlu olabilmesi için sabır ve çaba gerekmektedir. Çünkü sabrın sonu selamettir demişler.
Kendinize iyi bakın..
Mutlu olmak için insanın hayalleri olmalıdır o hayallerini gerçekleştirmek için elinden gelen her şeyi yapmalıdır. Ama bir insanın bir çok hayali olmamalı bir hayali olmalı ve o hayalin peşinden gidip gerçek yapmaya çalışmalı. Hedef koymalı insan önüne, o hedefe giden yolda karşısına zor yollar olacaktır, ani virajlar çıkacaktır, ama bir süre sonra o yol düzlüğe de çıkacaktır unutmayın.
Mutluluğun türevleri de vardır. Örneğin iş hayatında mutluluk, öğrenci hayatında mutluluk, aşk hayatında mutluluk gibi gibi. Galiba tüm bunlarda ve tüm hayatta insanın mutlu olabilmesi için sabır ve çaba gerekmektedir. Çünkü sabrın sonu selamettir demişler.
Kendinize iyi bakın..
9.09.2013
İnternette fenomen olmak
Teknolojinin hayatımıza iyice yerleşmesi ile asosyalliğin zirvesinde bir yaşam sürmeye devam etmekteyiz. Asosyallik beraberinde Twitter Tumblr Facebook gibi sosyal sitelerde fenomen olma hayalini getirdi. İnsanlar artık fenomen mi denir popüler olmak mı saçma sapan bir çok şey yapmaya başladılar. Özellikle saygın aile olarak tabir ettiğimiz kısım ve çocukları bile bu hayalin peşindeler. Saygınlık ve dürüstlük bitti denilebilir. Tabii bununla birlikte özentilik de aldı başını gitti. İnternet kullanımı dışına çıktı diye bir sosyal mesaj verecektim bu yazımda neyse anladınız siz. Kısaca yapmayın etmeyin diyorum.
5.09.2013
Leyla ile mecnun dizisi artık Star Tv'de
Yayından kaldırışına herkes gibi benim de çok küfür ettiğim Leyla ile Mecnun dizisi artık Star Tv de yayınlanacakmış. Ama dizinin ismi değişmiş. Bende özledim olmuş. Yeni dizinin senaryosu nasıl tam belli değil. Ama bizim ismail abiimiz erdal baggalımız hırsız yavizimiz hiç değişmesin bence. Çünkü biz onları öyle sevdik değişirlerse olmaz.
Bence yeni senaryoda ismail abimizin gemisi gelsin o artık gemicikte yol sigorta yemek dahil çalışmaya başlasın liman liman gezsin.
Erdal abimizde AVM'de bakkal açsın. Avm anlayışını o küçük bakkalıyla yıkmaya çalışsın.
Yaviz abimizde sipariş üzerine yapılan 3 çocuktan birini kaçırsın.
Mecnun tüm leylalara bende özledim desin hepsiyle kaçamak ilişki yaşasın..
eee napalım yeni dünya düzeni bunları gösteriyor.
Bence yeni senaryoda ismail abimizin gemisi gelsin o artık gemicikte yol sigorta yemek dahil çalışmaya başlasın liman liman gezsin.
Erdal abimizde AVM'de bakkal açsın. Avm anlayışını o küçük bakkalıyla yıkmaya çalışsın.
Yaviz abimizde sipariş üzerine yapılan 3 çocuktan birini kaçırsın.
Mecnun tüm leylalara bende özledim desin hepsiyle kaçamak ilişki yaşasın..
eee napalım yeni dünya düzeni bunları gösteriyor.
3.09.2013
Hayatın anlamı
Hayatın anlamını en çok mutsuz olduğumuz zamanlarda sorgularız. Peki insan neden mutsuzdur. Sevgilisinden ayrılmıştır, ailesiyle problemleri vardır, işsizdir. O zaman hayatın 3 anlamı vardır;
1- Sizi gerçekten seven birini bulun
2- Herkes gitse bile sizin yanınızda tek kalan ailenizdir aranızı iyi tutun.
3- Sevdiğiniz işi yapın.
Bunları da ben mi söyleyim amk
1- Sizi gerçekten seven birini bulun
2- Herkes gitse bile sizin yanınızda tek kalan ailenizdir aranızı iyi tutun.
3- Sevdiğiniz işi yapın.
Bunları da ben mi söyleyim amk
13.08.2013
- Alo hayatta mısınız?
Evet hayat buysa eğer hayattayız ve yaşıyoruz. Kader çizgisi üstünde hiç sapmadan kaderimizi yaşamaya devam ediyoruz. Hep ağlıyoruz ya hep üzülüyoruz işte bunlar hep kader heep. Nazar gibi bir şey vesselam.
Ama bugün bir sessizlik var hayatta acının sessizliği midir, bir haykırış var sessizlikte ama isyan yok hâşaa. İsyan etmek her insana yakışmaz bir kere, herkeste isyan edemez çünkü sonucun hiç bir zaman değişmeyeceğini bilir. Maç sırasında faul çalan hakeme itiraz etmeyen futbolcu gibi, kararın değişmeyeceğini o da bilir.
Ama bugün bir sessizlik var hayatta acının sessizliği midir, bir haykırış var sessizlikte ama isyan yok hâşaa. İsyan etmek her insana yakışmaz bir kere, herkeste isyan edemez çünkü sonucun hiç bir zaman değişmeyeceğini bilir. Maç sırasında faul çalan hakeme itiraz etmeyen futbolcu gibi, kararın değişmeyeceğini o da bilir.
2.01.2013
Sigaraya zam
Neşet Ertaş'ında dediği gibi bi cuvaramız vardı başbakanım onunda verginle anasını siktin attın aferin.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



