20.11.2013

Dedikodu can almaya devam ediyor

Çay getirin emmi oğluma. "Nerden gelip nereye giden sen a gardaş. Altında 2 teker eşek."

Bisiklete ilk defa  iki teker eşek diyeni gördüm, eşeğe mersedes diyen de gördüm, dur bakalım daha neler duyacağız.

Köy kahvesine ilk defa bisikletle geleni görüyordu köy halkı. Biraz şaşkın, birazda meraklıydılar o yüzden. Hasan alışkındı böyle durumlara, bisikletle sürekli bilmediği yerlere gittiği için. Bisiklet Hasan için bir özgürlük abidesi gibiydi, hele birde bilmediği rotalara doğru pedal atınca.

Köy kahvesinde soru yağmuruna tutulan Hasan, "Nereye giden böyle teker üstünde" sorusuna " Kafa nereye ben oraya" diye cevap verdi. Köy kültürünün bu espriyi kaldıramayacağını hesaba katmamıştı. Hep bir ağızdan kahkaha attılar bu cevap sayesinde. Köyün delisi Nurettin'in hoşuna gitmişti bu söz. En son köy meydanında " Kafa nereye ben oraya" diye bağırıyordu.

Hasan'ın bisiklet ile gezerken iki amacı vardı, birisi yeni insanlar tanıyıp, yeni yerler görmek. İkincisi ise köy içinde ve halk arasında gizli kalmış esrarengiz olayları kaleme alıp, videolar kaydetmekti. Böylelikle kitap çıkarma hayali gerçek olacaktı.

Kahvede o gün akşamı eden Hasan, köy muhtarı tarafından eve davet edilir. Bu gece çadırda kalmasına gönlü razı gelmemiştir muhtarın. Gece vakti muhtarın evinde bir yer sofrası kurulur hemen, muhtar evli bir adamdır, ama çocuğu olmamıştır. Ne kadar doktora gitseler, hocalara okuyup üfletseler de bir evlat sahibi olamamıştır. Yemek yendikten sonra akabinde hemen çay gelir, muhtar ile Hasan çatı katına çıkarlar.

Muhtarın hanımı muhtarla Hasan'a bir demlik çayla şeker kabını bırakarak aşağıya mutfağa işlerini yapmak için gider. Muhtar Hasan'a nereli olduğunu sorar, okuyup okumadığını merak eder sorar, yaşını sorar anasını babasını sorar, en sonunda söz Hasan'a gelir. Hasan muhtara asıl amacından bahseder, her köyü gezme amacını anlatır.

- Muhtar amca sizin köyde var mıdır böyle gizli saklı kalmış, esrarengiz olaylar?
+ Yok Hasan'ım bizim köyde olmaz öyle şeyler
- Varsa anlat muhtar amca kimseye bahsetmicem, hiç bir yer veya isim kullanmayacağım kitabımda söz. Ama sana hediye bir tane göndereceğim merak etme.

+ "Tamam" der muhtar ve anlatmaya başlar.

" Ben 68 yaşındayım Hasan, bundan yıllar önce ben diyim 30, sen de 40 yıl önce. Gençtim o aralar aklımda hafızamda yerindeydi evvel Allah. Unutmam, bizim buralar tenhadır, geri kalmıştır, bir dedikoduyla tüm herkes inanır olmayan bir şeye. Benim erkek kardeşim vardı, şimdi intahar etti, dayanamadı acılara. Allah rahmet eylesin. Benim biladerin bir hanımı vardı, genç yaşta evlendi benim bilader, yaşı 18 ya var ya yoktu. 15 yaşında bir kız aldı kendine. Evlendiği kızın yaşı küçük deme sakın, bizim buralarda normaldir bunlar. Evlendiği kızın doğduğunda bir beşik kertmesi var imiş. Bizim haberimiz yok tabi. Bilader evlendikten sonra, kızın beşik kertmesi bozulmuş, alttan alttan da sinirlenmiş tabi. Dedikodu çıkarmış hemen, yengesiyle birlikte. Yengesi de ayaklı gazete gibiydi o zamanlar, her boktan haberi vardı, her haberi de çıkarırdı. Komşularına demiş ki benim biladerin hanımını başkasının samanlığında görmüşler el etek açık. Kiminle görmüşler, kimin samanlığında görülmüş kimse bilmiyor. Dedikodu işte bir yayılmasın mı köyde, biladerin hanımını köy çeşmesinde gören manalı manalı bakar, sesli sesli dedikodusunu yapar olmuşlar. Bizim biladerin hanımı da anasının babasının yüzüne bakamaz olmuş. Gitmiş kendi samanlıkların da kendini asıvermiş. Bizim Hasan'da delirmiş ama elden bir şey gelmez. O zamanın muhtarı'da dedikoduculardan, muhtar köyün reisidir Hasan, memlekette Başbakan neyse köyde de muhtar oydu o zamanlar. Bizim Hasan baş edememiş köylüyle, herkes Hasan'a boynuz yemiş herif gözüyle bakmaya başlamış. Hasan'da hanımının kendini astığı samanlıkta canına kıyıvermiş.

Zaman sonra biladerin hanımının beşik kertmesi vicdan azabına dayanamamış. Kötü kötü rüyalar görmeye başlamış, yengesine anlatmış bu olanları. Yengesi yeni bi dedikodu ile olayın yanlış olduğunu tekrar köye yaysa da vicdan azabından kurtulamamış adam. Babasının ava çıktığı çifteyle kafasına ateş edivermiş.

Hiç yoktan yere köyde üç kişi intahar etti, Hasan. Şimdi kim suçlu, aşk mı yoksa geri kafalı kalmış köylünün dedikodusu mu, yoksa beşik kertmesi denilen saçmalık mı? Yaz bunları Hasan kitabında bol bol yaz, dedikoduları yaz, beşik kertmesini yaz, bunlara inanmasınlar artık bir can kurtarırsak ne alâ Hasan'ım..

1 yorum:

  1. susta motorun sogusun..
    bunu görüpde işaretlemeden duramadım :D

    YanıtlaSil