30.11.2013

Kafamda Nargile Var

Kafaya koyduğunu yapan bir kişiliğimdir. Aynı zaman da kafama her şeyi koyabilirim. Hüsnü getir oğlum ordan Nargileyi gafama koycam, Abi türk kahvesi olur mu? Getir getir ne varsa topla gel. Kafam müsait şu aralar..


28.11.2013

Havalarda kapalı bu aralar

Havalarda kapalı bu aralar, tam camın önüne geçilip, tane tane yağan karı izleme vakti. Gök gürültüsünü dinleyip, yağmuru izleme zamanı işte. Bu havalarda çok yalnızlık çekiyoruz, o zaman kahvenizi, kitabınızı okumaya başlayın, şu şarkılarla birlikte.


27.11.2013

Romantik Genç Yine Ev Yaktı

Gençliğinin baharını yaşamak isteyen, daldan dala konup aşkı anlamaya çalışan bir genç olan Kamil, en sonuncu sevgilisiyle güzel bir akşam yemeği yemek için hazırlıklar yapmaya başlar.

Her kıza aynı menüyü hazırlayan Kamil, makarna ve salatayı hazırladıktan sonra  her zaman ki takım elbisesini giyer. Kız arkadaşını gelmesine yakın, yere yol şeklinde karşılıklı olarak dizdiği mumları yakmaya başlar. Yolun sonunda ise masa, ortasında ise büyük bir çiçek vardır.

Öz güvenini yerine getirmek için kendine aldığı şaraptan 2-3 kadeh içtikten sonra hafiften mayhoş olan kafasıyla kız arkadaşını karşılar. Kız arkadaşı şaşkınlıklar içinde Kamil'in üzerine atlar ağzına ne geldiyse tüm sevgi sözcüklerini Kamil'e sıralar. Hemen yemeğe oturan çift höpürdeterek makarnayı yemeye başlarlar. Aynı zamanda da şaraptan da bolca içerler. Yine sarhoş olup gecenin sonunu getiremeyen çift, kafalarını yatağa koyduğu an uyurlar.

Mumların kendi kendini bitirmesiyle ateş ahşap parkeyi tutuşturur. İtfaiye erlerinin yangına müdahale etmesiyle Kamil ve sevgilisi yangından sağ olarak kurtulurlar. Yerel basın ve İtfaiye erleri arasından oldukça tanınan Kamil'in bu sefer ki açıklaması şöyle oldu; " Her şey aşk içindi, romantizme ateşle yaklaşmayın."

26.11.2013

Dalaksız Davut

Davut yıllarca ayakkabıcılık yapmış, işçilikten emekli olmuştur. İki oğul sahibi Davut, oğullarının iyice büyümesiyle masrafları artmış emekli maaşı aileye yetmemektedir. Emeklilikten sonra köye yerleşen Davut, şeytana uyup karşı köyün ormanlığından odun kesip satmaya başlamış.

Köylülerin bundan haberi varmış ama iki odundan bir şey olmaz diye ses etmemişler. Zamanla Davut odunları sattıkça işi iyice büyültmüş. Artık haftada iki üç kere römorkla ormandan odun kesip satıyormuştu. Bu durum köylüyü sinirlendirmiş. Bir gün yine Davut oğluyla ormandan odun çalarken köylü toplanıp gelmiş odunla tüfekle.

Köylünün kendini döveceğini anlayan Davut, oğluyla beraber traktörüne atlayıp kaçmaya başlamış. Arkada köylü, önde Davut traktörle kaçarken köylülerden biri çekmiş çifteyi arkadan sallamış kurşunu Davuta doğru. Davut'un dalağına gelen kurşun sıyırıp geçmiş. Hemen evine gidip jandarmaya telefon açan Davut, hanımınında doktorları arayıp gelmesiyle hastaneye kaldırılmış.

Köylüyü sorguya çeken jandarmalar o dönemde hâla var olan falakaya yatırıp hepsini dövmüştür. Köylülerden biri sopanın verdiği acıyla konuşmuş köylülerden üç kişi hapishaneye girmiştir.

Davut'un hastanede uzun uğraşlar sonucunda dalağı alınmıştır. Köylülerden üç kişide altı ay hapise mahkum edilmiştir. Bu hikaye gerçek yaşanmış bir hikayedir. Bizzat köy kahvesinde dedelerimden duymuştum.

İğrenç Espiriler Serisi

  1. Kel nasıl çağırılır?
    Heykel
  2. ibo'nun sana selamı var?
    Hangi ibo?
    Haribo 
  3. sana ramazanın selamı var
    aleyküm selam  
  4. ben sinekçe konuşuyordum soner arıca 
  5. beni hasan aradı
    hangi hasan
    profiterol

23.11.2013

Eskimeyen hayat

Bu gece yine bi eskilere gidelim istedim. Her insan gibi bende eskiyi özlüyorum. Eskiden bu yana çok yıprandık dostlar, ama bir silkenelim kendimize gelelim. Hayatta herkese yetecek kadar mutluluk var.


Uzaktan iğneye iplik saplayan Filiz

Filiz üniversiteyi büyük umutlarla bitirmiş, sonunda da evde kalmış bir kızdır. En büyük hobileri arasında çay demleyerek, çekirdek çıtlatarak dizi izlemektir. Geri kalan zamanında ise her genç kız gibi kendini el işlerine, dantel ve oyalara vermiştir.

Annesinin gözlerinin iyi görmemesi sebebiyle, annesi her iğneye iplik saplanacağı zaman Filizden yardım ister, Filiz de buna hep sinir olurdu. Zamanla bu duruma alışan Filiz, artık el alışkanlığı haline gelen iğneye iplik saplama olayını daha da geliştirmiştir.

İğneyi dikey bir vaziyette bir yere saplayan Filiz, yaklaşık 10 santi metreden ipliği iğneden geçirmeyi başarmıştır. İşin sırrını " İpliği tükürükle değil, bol balgamla yalıyorum" diye iğrenç bir açıklamayla gün ışığına çıkaran Filiz, artık ev oturmalarının vazgeçilmez iplik saplayıcısı olmuştur.

22.11.2013

Karadenize şarkılar

Karadenize aşığım diyorsanız, karadeniz şarkılarını dinlemek istiyorsanız, sizin için bir müzik listesi hazırladım buyrun dinleyelim o halde!


Robot Tahsin

Tahsin sabah erken saatte telefonunun alarmı ile uyandı. Her sabah okula gitmeden bir saat önce kalkar, kahvaltısını yapar öyle okula giderdi. Telefonundan neşeli bir müzik açtı ve mutfağa doğru yöneldi. Dolapta öğrenciliğinden ötürü biraz peynir, iki de yumurta vardı. Tavaya yağı döktükten sonra peynir ve yumurtayı tavaya koydu.

Tavada peynir ile yumurta pişerken, Tahsin bir yandan da telefonundan sosyal hesaplarına bakıyor, gün ile ilgili yeni twitler atıyordu. " Tavada iki yumurta, birazda peynir, Tahsin ne zaman elit kahvaltı yapacak? " O ara Tahsin twitter'a dalmışken, ocağın altı çok açık olduğundan yumurta ve peynir kömür karası olmuştu bile. Tahsin'in morali bozulmuş, aç kalmıştı. Biraz kuru ekmekle su içtikten sonra okul yoluna koyuldu.

Yolda yürürken bile gözlerini telefonundan ayırmayan Tahsin, adeta telefonun kölesi olmuştu. O ara dolmuşu da kaçırmış okula geç kaldı. İkinci derse giren Tahsin dersle ilgilenmiyor, sıra altından telefonunda internette gezinmeye devam ediyordu. Hocasının sürekli uyarmasına karşı aldırmadı bile, internet dersten daha cazip geliyordu. Son olarakta dersten de atılmıştı Tahsin.

Tahsinin okulda tek tük arkadaş çevresi vardı, o yüzden hep tenefüslerde yalnız otururdu, genel de konuşkan biri değildi. Ama sosyal hesaplarda orta derece bir popülerliği vardı. Hep bir merak duygusu içinde olan Tahsin, acaba kaç retweet aldım, kaç favori var diye hep merak ederdi. Merak duygusu buraya kadardı. Gerisi hep üşengeçlik ve hayattan zevk alamamaydı. Bu yüzden Tahsin'in yüzünü sadece telefona bakarken görebilirsiniz. Hayatta hep mutsuzdur.

Acaba diyorum Tahsin gibi kaç kişi var bu hayatta. Teknoloji bağımlısı sorarım dostlar. Telefonsuz, bilgisayarsız, internetsiz bir hayat düşünün. Kendinizi köle yapmayın. Her şeyi gerektiği kadar kullanın derim.

21.11.2013

Eski hayata şarkılar

Hep mi eskiyi özler insan, hep mi eskiye dönmek ister. Zamanı geri getirmek. Neden diye sorarım size a dostlar neden eskiler, eskiden çok mu mutluyduk biz, yoksa eskiden daha mı küçüktük. Büyüdükçe mi mutsuz oluyoruz. Galiba bu sorunun cevabı şöyle; İnsan büyüdükçe dertlerde büyüyor.

Eskiye dair mutlu şarkılardan bir liste yaptım bu gece, sizden tek dileğim şudur bu gece eskiyen mutluluğunuzu tekrar yeşertin. Her şey eskir, insan eskir, kıyafetler eskir, ama hayat asla eskimez. Hep yenidir hayat. Biz sadece bir ömür yaşar, göçer gideriz, bu ömrü eskitmeyelim dostlarım.

Turkish Folk from Aytekinet on 8tracks Radio.

20.11.2013

Dedikodu can almaya devam ediyor

Çay getirin emmi oğluma. "Nerden gelip nereye giden sen a gardaş. Altında 2 teker eşek."

Bisiklete ilk defa  iki teker eşek diyeni gördüm, eşeğe mersedes diyen de gördüm, dur bakalım daha neler duyacağız.

Köy kahvesine ilk defa bisikletle geleni görüyordu köy halkı. Biraz şaşkın, birazda meraklıydılar o yüzden. Hasan alışkındı böyle durumlara, bisikletle sürekli bilmediği yerlere gittiği için. Bisiklet Hasan için bir özgürlük abidesi gibiydi, hele birde bilmediği rotalara doğru pedal atınca.

Köy kahvesinde soru yağmuruna tutulan Hasan, "Nereye giden böyle teker üstünde" sorusuna " Kafa nereye ben oraya" diye cevap verdi. Köy kültürünün bu espriyi kaldıramayacağını hesaba katmamıştı. Hep bir ağızdan kahkaha attılar bu cevap sayesinde. Köyün delisi Nurettin'in hoşuna gitmişti bu söz. En son köy meydanında " Kafa nereye ben oraya" diye bağırıyordu.

Hasan'ın bisiklet ile gezerken iki amacı vardı, birisi yeni insanlar tanıyıp, yeni yerler görmek. İkincisi ise köy içinde ve halk arasında gizli kalmış esrarengiz olayları kaleme alıp, videolar kaydetmekti. Böylelikle kitap çıkarma hayali gerçek olacaktı.

Kahvede o gün akşamı eden Hasan, köy muhtarı tarafından eve davet edilir. Bu gece çadırda kalmasına gönlü razı gelmemiştir muhtarın. Gece vakti muhtarın evinde bir yer sofrası kurulur hemen, muhtar evli bir adamdır, ama çocuğu olmamıştır. Ne kadar doktora gitseler, hocalara okuyup üfletseler de bir evlat sahibi olamamıştır. Yemek yendikten sonra akabinde hemen çay gelir, muhtar ile Hasan çatı katına çıkarlar.

Muhtarın hanımı muhtarla Hasan'a bir demlik çayla şeker kabını bırakarak aşağıya mutfağa işlerini yapmak için gider. Muhtar Hasan'a nereli olduğunu sorar, okuyup okumadığını merak eder sorar, yaşını sorar anasını babasını sorar, en sonunda söz Hasan'a gelir. Hasan muhtara asıl amacından bahseder, her köyü gezme amacını anlatır.

- Muhtar amca sizin köyde var mıdır böyle gizli saklı kalmış, esrarengiz olaylar?
+ Yok Hasan'ım bizim köyde olmaz öyle şeyler
- Varsa anlat muhtar amca kimseye bahsetmicem, hiç bir yer veya isim kullanmayacağım kitabımda söz. Ama sana hediye bir tane göndereceğim merak etme.

+ "Tamam" der muhtar ve anlatmaya başlar.

" Ben 68 yaşındayım Hasan, bundan yıllar önce ben diyim 30, sen de 40 yıl önce. Gençtim o aralar aklımda hafızamda yerindeydi evvel Allah. Unutmam, bizim buralar tenhadır, geri kalmıştır, bir dedikoduyla tüm herkes inanır olmayan bir şeye. Benim erkek kardeşim vardı, şimdi intahar etti, dayanamadı acılara. Allah rahmet eylesin. Benim biladerin bir hanımı vardı, genç yaşta evlendi benim bilader, yaşı 18 ya var ya yoktu. 15 yaşında bir kız aldı kendine. Evlendiği kızın yaşı küçük deme sakın, bizim buralarda normaldir bunlar. Evlendiği kızın doğduğunda bir beşik kertmesi var imiş. Bizim haberimiz yok tabi. Bilader evlendikten sonra, kızın beşik kertmesi bozulmuş, alttan alttan da sinirlenmiş tabi. Dedikodu çıkarmış hemen, yengesiyle birlikte. Yengesi de ayaklı gazete gibiydi o zamanlar, her boktan haberi vardı, her haberi de çıkarırdı. Komşularına demiş ki benim biladerin hanımını başkasının samanlığında görmüşler el etek açık. Kiminle görmüşler, kimin samanlığında görülmüş kimse bilmiyor. Dedikodu işte bir yayılmasın mı köyde, biladerin hanımını köy çeşmesinde gören manalı manalı bakar, sesli sesli dedikodusunu yapar olmuşlar. Bizim biladerin hanımı da anasının babasının yüzüne bakamaz olmuş. Gitmiş kendi samanlıkların da kendini asıvermiş. Bizim Hasan'da delirmiş ama elden bir şey gelmez. O zamanın muhtarı'da dedikoduculardan, muhtar köyün reisidir Hasan, memlekette Başbakan neyse köyde de muhtar oydu o zamanlar. Bizim Hasan baş edememiş köylüyle, herkes Hasan'a boynuz yemiş herif gözüyle bakmaya başlamış. Hasan'da hanımının kendini astığı samanlıkta canına kıyıvermiş.

Zaman sonra biladerin hanımının beşik kertmesi vicdan azabına dayanamamış. Kötü kötü rüyalar görmeye başlamış, yengesine anlatmış bu olanları. Yengesi yeni bi dedikodu ile olayın yanlış olduğunu tekrar köye yaysa da vicdan azabından kurtulamamış adam. Babasının ava çıktığı çifteyle kafasına ateş edivermiş.

Hiç yoktan yere köyde üç kişi intahar etti, Hasan. Şimdi kim suçlu, aşk mı yoksa geri kafalı kalmış köylünün dedikodusu mu, yoksa beşik kertmesi denilen saçmalık mı? Yaz bunları Hasan kitabında bol bol yaz, dedikoduları yaz, beşik kertmesini yaz, bunlara inanmasınlar artık bir can kurtarırsak ne alâ Hasan'ım..

19.11.2013

Himalaya dağında, mangal yakan ilk Türk


Emre zamanın tiki çocuklarındandır. Her ne kadar çevresine tiki görünse de, içinde bir anadolu çocuğu yaşamaktadır. Lise öğrencisi olan Emre, Himalaya dağlarına çıkıp mangal yakan ilk Türk olmak istemektedir. Okul dönemi boyunca parasını biriktirip yaza Himalaya dağına tırmanmaya karar verir.

Paranın verdiği sıkıntı ile zor bir okul dönemi geçirmeye başlayan Emre, artık öğle yemeklerini evden götürdüğü ekmek arası peynir domatesle idare etmektedir. Emre'nin kişiliğinden ötürü kafasına koyduğu şeyi yapan biridir. Her türlü sıkıntıya katlanarak Himalaya dağına doğru yola çıkar. Yanında pratik olsun diye sucuk götürmektedir.

Emre tırmanışa geçmeden önce karnını tıka basa doldurur, zirveye vardığında kurt gibi aç olma planları yapmaktadır. Ailesiyle ve kameralar ile vedalaştıktan sonra, üç ihlas bir elham okuyarak tırmanışa bismillah der ve başlar.

Üzerinde hayli yük olan Emre tırmanışta bir çok zorluklar atlatmaktadır. Mangal ve çadırı kar üzerinde taşımanın bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştir. Zorlu tırmanışın ardından Emre zirveye varır, çok üşümüştür. İlk olarak çadırını kurduktan sonra, yanında getirdiği mangal kömürü ve bir kaç parça odunla mangalını yakmaya koyulur. Sucuklarını ortadan ikiye ayırıp mangalın üzerine atar. Himalayalarda cız bız sesleri yükselmeye başlar. Bu anıyı video ve fotoğraflarla belgeleyen Emre aşağı indiğinde büyük bir ilgi ile karşılaşarak şaşırır.

Kameralara kısa bir demeç vererek, "Türk her yerde Türk'tür. Kafaya koydumu yaparım hacı" diyerek ergen bir konuşma yaparak konuşmasını kısa ve öz bitirir. Kameralar babasına uzatıldığında ise " Evde ekmek almaya yollasak gitmez, Himalaya dağına tırmanıp mangal yaktı pezevenk" der.

Okulda popülerliği iyice artan Emre, artık kızlara tırmanıyor.

Twitter'da nasıl fenomen olunur

Malzemelerimiz:
Bir çift göğüs
Orta kalite fotoğraf makinesi
Dudak bükme yeteneği

Twitter da fenomen olmak isteyenler varmış, şimdi bu yazdığım malzemeleri seksi bir poz ile bir fotoğraf karesinde birleştiriyoruz. Daha sonra popüler etiketler ile twittera yolluyoruz. Sonra gelsin takipçiler, gitsin twitler oohh.

Bunu uygulayan varsa twitterdan beni takip ederek mesaj atsın, sonuçlarını tüm içtenlikle merak ediyorum.

18.11.2013

Ağzı sarımsak kokan adamın vampirlerle savaşı

Hüseyin abi o gece kızı Zehrayı ziyaret için Roma'ya gitmeye karar verdi. İlk defa yurt dışına çıkan Hüseyin abi 10 saat havada nasıl uçacaz diye biraz endişeliydi. Tabii endişesi yersiz çıktı. Uçağa bindiği andan itibaren horul horul uyumaya başlayan Hüseyin abi uyandığında dar ve kısa etekli hostes tarafından dürtülerek, uyandırıldı.

Yabancı dile dair tek bildiği söz olan "Bonjüür" kelimesini o anda sarf etti. Hostese "Bonjüür evladım" diyerek hostesin garip bakışlar eşiliğinde uçaktan indi. Kızı Zehra karşılamıştı hava limanında Hüseyin abiyi. Beraber bir taksiye binerek Zehra'nın evine doğru yola koyuldular. Eve geldiklerinde sofra çoktan hazırdı, hemen sofraya oturarak yemek yemeye başladılar. Hüseyin abi memleketten getirdiği 1 salkım sarımsağı da valizinden çıkararak yemeye başladı. Çerez niyetine sarımsak tüketen Hüseyin abi yemekle beraber 2 kafa sarımsak yedi. Pis bir kokunun evi sarması da cabasıydı. Kızı Zehra vize haftasına denk gelmesi sebebiyle dersleri yoğundu, odasına geçerek sınavlarına çalışmaya başladı. Hüseyin abi o arada " Kızım ben bi çıkıp hava alayım" diyerek evden ayrıldı.

Hüseyin abi döndüğü köşeleri sayarak, dükkan isimlerine bakarak gezmeye koyuldu. Cebinden Türkiye'den getirdiği Tekel 2000 sigarasından bir dal yaktı. Hüseyin abi köyde de sürekli domuz avına çıktığı için gezdiği yerleri unutmaz, bir izin peşinden avı bulana dek giderdi.

Hüseyin abi Roma sokaklarında gezerken, garip bir ses ile irkildi. Sanki simsiyah bir şey kendisini izliyor gibi geliyordu. Hüseyin abi kafasını bir anda bir yöne çevirdi, baktığı noktada siyah bir karaltı aniden yok oldu. Hüseyin abi karaltının yukarı sokaklara gittiğini fark etti, hafif şişman olan Hüseyin abi yavaş yavaş dar sokaklardan yukarı doğru çıkmaya başladı. Cin, şeytan olabilir diye de yol boyunca üç ihlas, bir fatiha süresini devamlı okuyarak yürümeye devam etti.

Hep yeni yerler keşfetmekten keyif alan Hüseyin abi camları kırılmış bir evin içinde iki çift göz gördü, köyde korkusuz ve cesaretli olarak bilinen Hüseyin abi evin kırık dökük kapısından içeri girerek, daha önce sadece filmlerde gördüğü vampir ile bir anda baş başa kalmıştı. Öldürüleceğini anlayan Hüseyin abi ilk başta. " Yapma evladım, insan öldürmek haram, günah" diye vaadler verse de vampire, vampir Hüseyin abinin kanını emmekte kararlıydı. Bir anda Hüseyin abinin boynundan tutan vampir tek eliyle havaya kaldırdı Hüseyin abiyi, Hüseyin abi korkunun ve heyecanın verdiği heyecanla nefes almayı bile unutmuştu.

Vampir Hüseyin abinin boynunu koklamaya başladı. Hüseyin abi uçağa binmeden önce mis sürmüştü boynuna, mis gibi kokuyordu adeta Hüseyin abinin boynu. Göz göze geldikleri anda Hüseyin abi heyecan ve korkuyla tuttuğu nefesini bir anda hohladı vampirin yüzüne doğru. Vampir bir anda savruldu, evin diğer ucuna doğru, vampirin üzerinden dumanlar çıkmaya başladı. Fırsat bu fırsat ya Allah diyen Hüseyin abi kaçmaya başladı, nasıl olduğuna akıl sır erdiremeyen Hüseyin abi, vampirlerin sarımsaktan korktuğunu ne duymuştu ne anlamıştı. Kendisini Allah tarafından gelen bir güçlü nefes olduğuna inandırdı o gece.

Kızının evine vardığında, yüzünden terler boşalıyordu Hüseyin abinin, kızı Zehra "Baba iyi misin?" diye sorduğunda olayı çaktırmamak için " İyiyim kızım" diyerek geçiştirdi. Abdestini alıp o gece kılmadığı kadar namaz kılan Hüseyin abi sabah ilk uçakla Türkiye'ye döndü...

Devamı başka zamana inşallah..

6.11.2013

Yine Karavana mı?

Hep mi karavana atar insan bu hayatta daha öğrenmiş değilim. Galiba genç olduğumdan ve tecrübesiz olduğumdan kaynaklanıyor. Hiç bir işim rast gitmiyor. İşe girip çıkıyorum. O işe giriyorum olmuyor, yeni işe başlıyorum paravana. Hep atıyoruz biz Karavana. Ya hedefimiz çok uzakta yada biz Karavana. Ama unutma kör atar topalı vurur, bozuk saat bile günde 2 kere doğruyu gösterir.

1.11.2013

Yüzme biliyor musun?

Bilsen iyi edersin genç adam! Bugün derinlere dalacağız. Dünya müziklerini tanıyacağız. Farklı enstrümanlarla çalınmış birbirinden farklı şarkılar dinleyeceğiz. Farklı enstrümanlar demek farklı düşünceler demek. Belki senin kafanın içinde yeni ışıklar yanar bu sefer, belki bu sefer "hah buldum" dersin. Hadi bakalım dinleyelim, dünyanın yeni müziklerini keşfedelim.