Davut yıllarca ayakkabıcılık yapmış, işçilikten emekli olmuştur. İki oğul sahibi Davut, oğullarının iyice büyümesiyle masrafları artmış emekli maaşı aileye yetmemektedir. Emeklilikten sonra köye yerleşen Davut, şeytana uyup karşı köyün ormanlığından odun kesip satmaya başlamış.
Köylülerin bundan haberi varmış ama iki odundan bir şey olmaz diye ses etmemişler. Zamanla Davut odunları sattıkça işi iyice büyültmüş. Artık haftada iki üç kere römorkla ormandan odun kesip satıyormuştu. Bu durum köylüyü sinirlendirmiş. Bir gün yine Davut oğluyla ormandan odun çalarken köylü toplanıp gelmiş odunla tüfekle.
Köylünün kendini döveceğini anlayan Davut, oğluyla beraber traktörüne atlayıp kaçmaya başlamış. Arkada köylü, önde Davut traktörle kaçarken köylülerden biri çekmiş çifteyi arkadan sallamış kurşunu Davuta doğru. Davut'un dalağına gelen kurşun sıyırıp geçmiş. Hemen evine gidip jandarmaya telefon açan Davut, hanımınında doktorları arayıp gelmesiyle hastaneye kaldırılmış.
Köylüyü sorguya çeken jandarmalar o dönemde hâla var olan falakaya yatırıp hepsini dövmüştür. Köylülerden biri sopanın verdiği acıyla konuşmuş köylülerden üç kişi hapishaneye girmiştir.
Davut'un hastanede uzun uğraşlar sonucunda dalağı alınmıştır. Köylülerden üç kişide altı ay hapise mahkum edilmiştir. Bu hikaye gerçek yaşanmış bir hikayedir. Bizzat köy kahvesinde dedelerimden duymuştum.
0 yorum:
Yorum Gönder